Dolgu Duvarlar Yapının Deprem Davranışını Nasıl Etkiler?
Dolgu duvarlar taşıyıcı sayılmadığı için çoğu yapısal modelde yer almıyor, ama depremde çerçeveyle birlikte çalışıyorlar. Bu bölümde eşdeğer basınç çubuğu modelini, dolgu duvarların rijitlik ve dayanım etkisini, yumuşak kat, burulma ve kısa kolon oluşumundaki rolünü ve TBDY 2018'in bu konudaki açıklarını tartışıyoruz.
00:17:34Dolgu Duvar Nedir?
Merhaba, Yapısal Podcast'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde dolgu duvarlar hakkında konuşacağız. Tam olarak konuşacağımız konu da dolgu duvarların bir yapının deprem davranışına etkisi olacak. İlk olarak dolgu duvarlardan kastım ne, bundan bahsetmek istiyorum. Dolgu duvar dediğim genelde mühendisler tarafından yapısal tasarım aşamasında yani bir yapıyı tasarlarken taşıyıcı olarak düşünülmeyen ve yapı modelinde yer almayan duvarlar oluyor. Sadece ağırlık olarak göz önüne alınmış olabiliyor ancak bu yeterli değil. Genelde de inşaat sırasında konut yapılarında daha çok turuncu, kahverengimsi bir renge sahip tuğlalar veya endüstriyel yapılarda Ytong tarzı gaz betonlar kullanılıyor dolgu duvar olarak. İkisi de aynı. Davranış tabii ki rijitliğe, dayanımına göre değişebiliyor bu malzemelerde ancak temelde aynı sorunları yaratıyorlar. Sadece rijitlik veya dayanımları farklı olduğu için farklı boyutlarda etki edebilirler. İlk konuşmak istediğim nokta, Türkiye'de genelde bu dolgu duvarların taşıyıcı eleman olmadığı, bu yüzden de yapısal tasarım programlarında bunların tasarımının yapılmaması gerektiği ve yapının da depreme karşı dayanıklı tasarımını yaparken bunları göz önüne almamız gerektiği iddia ediliyor. Şimdi burada iki farklı soruna değineceğim.Dolgu Duvarları Neden Modellemek Gerekir?
İlk sorun dolgu duvarları direkt tasarlamak. İkinci sorun dolgu duvarların yapı davranışına etkisini tasarlamak. Bu ikisi farklı. İkisine de değineceğim. Ancak çok kısa bir şekilde buna cevap verecek olursam siz eğer dolgu duvarların tasarlanması gerektiğini düşünmüyorsanız dahi bu dolgu duvarların yapının davranışına etkisini modellemeniz gerekiyor. Siz bunların taşıyıcı olmadığını düşünseniz dahi çünkü sizin ne düşündüğünüz doğa karşısında önemsiz. Doğa ne istiyorsa, nasıl olması gerekiyorsa öyle uygulayacak. Siz sadece bu duvarların taşıyıcı olmadığını iddia ettiniz diye bu duvarlar herhangi bir yük taşıma kapasitesini kaybetmiyor. Bir malzemenin E modülü varsa, yani malzeme rijitliği varsa, birim şekil değiştirme direnci varsa, dayanımı varsa bu malzemeden oluşan bir eleman da bir yapı elemanı, dolgu duvar da bir yapı elemanı, yapının bir parçası. Eğer ki çerçevenin yük altındaki davranışını etkiliyorsa bu yapı davranışını tabii ki etkileyecek. Bu bakımdan sizin bu duvarları biz taşıyıcı olarak tasarlamıyoruz, depremde göçebilir gibi argümanlarınız aslında oldukça saçma. Çünkü saçma olmasının nedeni zaten bu duvarların göçüp göçmemesi değil, bu duvarların diğer elemanlara verdikleri zarar veya diğer elemanların veya yapının global olarak deprem davranışını etkilemesi. Burada önemli olan bu elemanların tasarımından ziyade bu elemanların yapının genel davranışına etkisi. Öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. İkinci olarak bu elemanların tasarlanması önemli. Ama bana göre o da önemli, ona da geleceğiz. Dolgu duvarlarının deprem sırasındaki sorunu ne? Türkiye'de tipik olarak bir konut inşaatı yapılırken, konut tasarlanırken tipik taşıyıcı sistem olarak betonarme çerçeve kullanılıyor ve bu betonarme çerçevelerinde yanal rijitlikleri çok düşük kalıyor genelde. Yani yapıların rijit de olması gerekiyor. Türkiye'de niyeyse rijitlik kötü gibi bir algı var ama bu konu, bu bölümün konusu olmadığı için çok girmiyorum. Sadece bu bölümü ilgilendiren kısmı bu çerçeveler zaten rijitlik bakımından zayıflar. İçerisine bir de bu çerçevelerin boydan boya, hiçbir boşluk bırakmadan, çerçeveyle dolgu duvar arasında tamamen dolgu duvar örülüyor ve bu dolgu duvarlar rijitliği sayesinde, rijit olduğu kadar ne kadar rijitse o kadar engelleyecek tabii ki. Deprem sırasında veya herhangi bir yük altında bu çerçevelerin normal boş çerçeve gibi davranmasını engelliyor.Dolgu Duvarlar Yükü Nasıl Aktarır?
Bu engelleme sonucu da dolgu duvarlarda bir yük aktarımı meydana geliyor. Bu yük aktarımını da şu şekilde düşünebilirsiniz. Örneğin çerçeve soldan yüklendi, sağa doğru hareket edecek, deplasman yapacak, şekil değiştirecek. Bu şekil değişimi sırasında dolgu duvar var bu çerçevenin de içinde. Dolgu duvarın sol üstüne bir basınç uyguluyor. Bu uyguladığı basınçtan da dolgu duvarın sol üstünden sağ altına doğru diyagonal bir basınç çubuğu oluşuyor. Bu basınç çubuğu sayesinde de çerçeveden aldığı yükleri kolonun sağ alttaki ucuna veya oradaki birleşim bölgesine aktarmaya çalışıyor ve aslında bu kolon da bu kuvvete göre tasarlanmamaktadır. Bu davranışı modellemek için bir yöntem tabii ki var.Eşdeğer Basınç Çubuğu Yöntemi
Buna eşdeğer çapraz basınç çubuğu yöntemi deniyor. Bu yöntemle dolgu duvarların rijitliğini, dayanımını vs. modelleyip dolgu duvarların deprem sırasındaki davranışını da modelleyebilirsiniz. İkinci bir yol da bu dolgu duvarlarla tasarım, yönetmelikte de bahsedilen dolgu duvarlarıyla çerçeve arasında boşluklar bırakmak ve bu dolgu duvarların düzlem dışı devrilmesini engellemek için belli tasarım yapmanız. C profiller örnek olarak öneriliyor yönetmelikte. Başka yöntemler de bulabilirsiniz. Sadece bu yöntemlerin çalıştığını kanıtlamanız veya hesaplarla göstermeniz gerekiyor.Dolgu Duvarların Rijitlik Etkisi
Dolgu duvarların yarattığı soruna gelecek olursak dediğim gibi çerçevenin hareket etmesini engelleyerek bir rijitlik sağlıyor. Bu rijitliği nasıl sağlıyor? Birincisi malzeme değeri olan E modülü. Bu önemli rol oynuyor. İkincisi de bu dolgu duvarın boyutları. Dolgu duvarların yapının her yerinde olduğunu düşündüğümüz zaman çok ciddi bir fark yaratıyor ve bu artırmanın etkileri var, bu rijitlik artırmasının. İlk olarak aklınıza gelen tabii ki ne? Yapı daha rijit olduğu zaman genel anlamda, global anlamda yapıya daha fazla deprem kuvveti ve ne demiştim bölümün başında, bu dolgu duvarları özellikle Türk mühendisi taşıyıcı kabul etmediği için tasarım programında bunu kaale almıyor. Diyor ki depremde zaten zarar görecek, benim umurumda değil. Ancak hadi o dolgu duvarlar umurumda değil, okey, hadi onu kabul edelim. Yine kabul değil bence de. Ona daha geleceğiz. O kabul olduğu senaryoda dahi dolgu duvarın sıfır öneme sahip olduğunu kabul ettiğimiz senaryoda dahi bu dediklerim oluyor. Bu rijitlik artışı nedeniyle ciddi deprem kuvvetleri de geliyor binaya. Çünkü yapıda oluşan ivmeyi artırıyor. Yani birinci sorun bu. Siz yapıyı öyle bir tasarlıyorsunuz ki sallıyorum bir birim kuvvet geleceğini öngörüyorsunuz ancak bir buçuk birim geliyor. Ve bir de yine bir sorun var. Deprem kuvvetlerini tahmin etmede geçen depremde artık görmüşsünüzdür, anlamışsınızdır. İyi değiliz. Kimse iyi değil dünyada. Bu yüzden zaten olasılıksal deprem hesapları yapılıyor ve olasılıklar üzerinden ve sünekliğe dayalı bir tasarım prensibi benimseniyor ve o yüzden kapasite tasarım ilkesi kullanıyoruz. Yoksa deprem kuvvetlerini muazzam tahmin edebilseydik kapasite tasarım ilkesi kullanmamıza gerek yoktu. Örnek olarak çok basit bir şekilde. Ancak bunu yapamıyoruz ve siz zaten aşılacak büyük ihtimalle büyük bir depremde bir kuvveti daha da ufak alıyorsunuz bu nedenden dolayı. Ki bu sadece tek sorun da değil. Bu yarattığı en büyük sorun da değil bana göre. Daha büyük sorun yumuşak kat sorununa geleceğiz. Yani ilk sorun deprem kuvvetlerini ciddi oranda artırıyor. Siz bunu hesapta görmüyorsunuz dahi. Çünkü siz boş bir çerçeveyle hesap yapıyorsunuz. Sadece ve sadece o dolgu duvarı düşey yük olarak göz önüne alıyorsunuz. Bu düşey yük olarak göz önüne aldığı zaman ben de tartışmalarda bulamıyorum. Bunun rijitliği göz önüne aldığını iddia eden mühendisler vardı. Ve bu mühendis dün okuldan çıkmış Sütçü İmam mezunu değildi. İddialarına göre tabii ki. Bunları 20 yıllık mühendis olduğunu iddia edenlerden duyduğunuz zaman da o ülkenin mühendislerine kimse kusura bakmasın bende saygı falan kalmıyor. Yani bu kadar saçma argümanlarla gelip düşey yük olarak dolgu duvarı göz önüne aldığı zaman dolgu duvarın rijitliğini göz önüne aldığını sanan mühendislerle tartıştım ben. Ayrıca bu dolgu duvarların bir dayanımı da var rijitliği dışında tabii ki.Dayanım ve Kolonlara Aktarılan Kuvvetler
Bunun da etkisi var. Tabii bu TBD 2018'de rijitliği göz önüne alınmasa dahi zayıf kat hesabında bu etki göz önüne alınıyor. Ancak burada göz önüne alınmayan başka bir şey var. Dediğim gibi o eşdeğer çapraz basınç çubuğu oluşturuyor dedim. Burada göz önüne alınmayan kısım şu. Bu eşdeğer basınç çubuğunun alabileceği maksimum kuvvet bu dolgu duvarın malzemesinin dayanımıyla alakalı. Yani tuğlanın dayanımı ne kadar yüksekse, kullanılan harcın dayanımı ne kadar yüksekse, duvar ne kadar sağlam, iyi işçilikle üretilmişse o kadar büyük bir basınç çubuğu oluşabiliyor orada, kuvvet oluşabiliyor. Ve bu kuvvet, siz bu modelinizde bu basınç çubuğunu modellemediğiniz için ne oluyor? Siz o kuvvetin kolona aktarılacağını hesap etmiyorsunuz. Ve gerçek depremde ne oluyor? Örnek olarak çerçeve sağ hareket ederken o duvarın sol üstünde ve sağ altında basınç çubuğu oluşuyor. O noktalardan kolona kuvvet aktarımı oluyor. Tam ters yönde olduğu zaman bu basınç çubuğu da yön değiştiriyor. Sağ üstle sol alt arasında oluyor. Bunlar tekrar ede ede ede o kolonlara da zarar veriyor deprem boyunca. Ve bu kolonlara siz zarar gelmesini istemiyorsunuz. Depremin ilk aşamalarında en azından en son zarar görebileceğini kabul ettiğiniz o şekil tasarlamanız gereken yerler bu kolonlar. Yani depremin başında direkt bunlara zarar geldiği zaman sizin yapınızın sünekliği çok ciddi bir şekilde düşüyor ve belki de ciddi hasar gelir, sonra direkt göçme mekanizması da oluşabilir. Bu bakımdan bu dolgu duvarların rijitliği de sıkıntı, dayanımı da sıkıntı ve bu ikisinin de TBD 2018'in göz önüne aldığından daha detaylı bir şekilde göz önüne alınması gerekiyor. Şimdi dayanım etkisinden bahsettik, rijitlik etkisinden bahsettik.Dolgu Duvarlar ve Yumuşak Kat
Bir de esas bu rijitliğin sıkıntı yarattığı şey, deprem kuvvetini artırmasından ziyade biraz önce bahsettiğim yumuşak kat. Bu yumuşak kat nasıl oluşuyor dolgu duvar nedeniyle? Türkiye'de herhalde iki yapıdan veya üç yapıdan birinin zemin katında dükkan var herhalde. Çünkü Google Maps'te dahi dolaşırken İstanbul sokaklarında örnek olarak sağa bakıyorum yumuşak kat, sola bakıyorum yumuşak kat. Her yer dükkan. Bu yumuşak kat oluşumundaki neden şu zemin katlar dükkan oluyor. Dükkan olduğu zaman en azından bir cephesi ki genelde içinde de dolgu duvarları eksik oluyor. O camekân olması gereken ön cephede dolgu duvar hiç olmuyor. Ve yine bu dükkanın içinde, sallıyorum süpermarket olsun. Süpermarket olduğu için bölme duvarlar kullanılmıyor çünkü odalara ihtiyaç yok. Çok büyük alan gerekiyor orada. Dolgu duvarlar zemin katta yok, ön cephede de yok, içeride de yok. Süpermarket örneğinde veya başka giyim mağazası olsun, ne oluyorsa olsun. Bu örnekte üst katlarda bu dolgu duvarlar var. Zemin katta yok. Üst katlarda bu çerçevelerin arasına dolgu duvarlar koyulduğu için orada rijitlik artımı oluyor. Zemin katta olmuyor. Ama mühendis hesabında ne yapıyor? Sadece üst katlarda düşey yük olarak bu dolgu duvarları modelliyor. Ancak rijitliğini hesaba katmıyor. Katmadığı zaman kendi modelinde hesapta hiçbir yumuşak kat sorunu çıkmıyor. Ancak gerçek yapılan yapıda çok ciddi yumuşak kat sorunu meydana geliyor. Ve bundan önceki bölümü dinlediyseniz yumuşak kat hesabının da TBDY 2018'de mükemmel olmadığını, sorunlu olduğunu, katsayının nasıl yüksek olduğunu vs. anlatmıştım örnekleriyle. Bundan iki bölüm önce de süneklik kapasitesine yumuşak kat sorununun nasıl etki ettiğini anlatmıştım. Şimdi ne dedik? Yumuşak kat oluşturuyor. Ayrıca kolonlarda da hasara neden oluyor. Bu ikisi birleşiyor. Zaten bir tanesi olduğu zaman dahi yapının global sünekliğini düşürürken ikisi bir arada çok daha ciddi düşürüyor ve bu yumuşak kat oluşumu hiç öngörmediğiniz bir oluşum. Yani bu yapı davranışını modelinizde modellemiyorsunuz dahi. Nasıl davranacağını, nasıl davranmayacağını bilmiyorsunuz. Tamamen bir sürpriz yapı içinde depremde davranışı. Yani aslında o yapı mühendislik hizmeti almamış bir yapı kâğıt üstünde. Çünkü aynı yapıyı modellemedi mühendis. Bir başka sorun da yine örnek olarak mesela diyelim ki bu yapının normalde dolgu duvarları olmadan düzeni oldukça düzenli.Burulma Düzensizliği
Hiçbir burulma düzensizliği yok. Ancak dolgu duvarları öyle bir inşaat ediyor ki rijitlik merkeziyle kütle merkezinin arasında ciddi bir mesafe oluşuyor veya biraz oluşuyor. Fark etmez. Bu sizin yine hesaba katmadığınız burulma momentleri demek. Burulma nedeniyle oluşan kuvvetler demek. Hesaba katılmayan şekil değiştirme, yer değiştirme talepleri demek, kat deplasman talepleri demek. Ve siz yine elemanları bu taleplere göre dizayn etmediniz. Dizayn etmediğiniz deprem sırasında sürpriz yaratan başka parametreler. Ve bunu şöyle de düşünebilirsiniz: Sadece zemin kat boş olduğu zaman örnek olarak süpermarket, sallıyorum üç cephesinde dolgu duvar olsun, bir cephesi boş olsun, içerisi de boş olsun. Sadece bu yumuşak katta hem yumuşak kat hem de burulma düzensizliği, sadece bu katta oluşuyor düşünün. Üst katlarda burulma düzensizliği de oluşmuyor. Bu kat ciddi şekilde zorlanıyor ve zaten yumuşak kat var, belki zayıf kat da var. Üzerine bir de burulma düzensizliği geliyor bu kata. Yani o katın artık ayakta kalması mucizelere kalıyor. Zaten deprem raporlarına baktığımız zaman da yıkımlara neden olan, geçmiş Kahramanmaraş Depremi'nde de genelde de yumuşak kat sorunu oluyor ve bu yumuşak kat sorunu da benim çok büyük oranda tahminimle bu dolgu duvarlar nedeniyle. Instagram hesabımda hatta bir yapı paylaşmıştım deprem zamanı, hemen bir iki hafta sonrasında o dönemde. Bu yapı dört tane yapıdan oluşuyordu, bir site. İki tanesi göçmüş, iki tanesi hasar dahi yoktu. Gidip benim hesabımdan o yapının fotoğraflarına bakabilirsiniz. İki tanesinin zemin ilk iki katıydı sanırım. Dolgu duvar yok, açık, camekân vesaireydi. Diğer iki bina ise tamamen dolgu duvarlardan yapılıyordu. Bu tabii ki şans değil. Dolgu duvar nedeniyle oluşmuş yumuşak kat, belki zayıf kat, belki başka nedenler de giriyor dediğim gibi. Belki yapılan işçilik hataları da üstüne bindi ama öbür yapıda çatlak dahi yok. Demek ki o bölgeye çok ciddi bir ivme gelmemiş ancak o iki yapı çok ciddi bir şekilde yer değiştirme yaparak, hem de çünkü temelinin uzağına devrilmiş, sola deplasman yaparak ya da sağ, işte bir yöne. Bu bakımdan dolgu duvarların olmaması çok ciddi sorun yaratıyor. Ve yine bu taşıyıcı olmayan güzide dolgu duvarlarımızın kusurları hâlâ bitmiyor ya da yapının davranışına verdiği zararlar hâlâ bitmiyor.Kısa Kolon Etkisi
Bir başka etkisi de kısa kolon etkisi. Kısa kolon etkisi nasıl olabilir? Mesela bant pencere yapmaya çalışıyorlar. Bu bant pencerenin olduğu yerde herhangi bir dolgu duvar olmazken, orada sadece cam, pencere vs. varken altına kadar dolgu duvar yapılıyor ve bu yine modelde, tasarım modelinde mühendisin modellenmiyor. Modellenmediği için ne oluyor? O katta yapılacak yer değişimi o tüm kolonun boyunda olacak şekilde modelinde var. Ancak gerçek yapıda ise o ufacık cam, pencere bölümünde o yer değişimini yapmak zorunda ve bu nedenle de rijitliği o kolonun çok ciddi artıyor ve çok daha fazla kuvvet çekiyor. Bu kuvveti de kaldırabilecek donatı düzenine, tasarıma sahip olmadığı için göçüyor. Ve yine bu tabii ki yapının global sünekliğini ciddi oranda düşürüyor. Çünkü yine istemediğimiz kapasite tasarımına aykırı olarak kolonda bir hasar meydana geliyor. Bu plastik mafsal da değil. Bu direkt kesme hasarı oluyor. Yani herhangi bir enerji soğurma kapasitesi de olmadan göçüyor bu kolon. Çok ciddi bir mafsal, bir şekil değişimi vesaire meydana gelmiyor.Dolgu Duvarların Olumlu Etkileri Var mı?
Son olarak da bazı okuduğum makalelerde ülkenin iyi denilen üniversitelerinde çalışan profesörlerin dolgu duvarları hakkında konuşurken iyi yanlarından da bahsediyorlar. Yani ben açıkçası iyi bir yanından bahsedemiyorum. Diyorlar ki o kadar büyük olmayan depremlerde dayanıma katkısı var, rijitliğe katkısı var, şu var, bu var. Yani düşük depremlerde zaten yapının hasar almaması gerekiyor. Katkı versen olacak, katkı vermesen olacak. Yani şu kafayı ben anlayamıyorum. Nasıl bir kafaysa bu. Önemli olan zaten en büyük yapıya gelebilecek depremde bu dolgu duvarlarının nasıl davranıyor olduğu. Bu depremlerde de bu dolgu duvarlar çok ciddi zararlar veriyorsa bu görece ufak depremlerdeki tırnak içinde olumlu katkılarının hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum bize. Çünkü bu el bombası, saatli bomba ne derseniz deyin dolgu duvarlara büyük depremde patlayacak ve unuttuğum bir nokta da onu söylemedim.Düzlem Dışı Devrilme ve Can Güvenliği
Şimdi depremde bunların hangi sırayla göçeceğini biliyor muyuz örnek olarak? Çünkü tasarımımızda yoktu bunlar. Yine göçme sırası hangisi göçecek? Tabii ki alt kattan başlayacaklar üst katlara göre üst katlara dağılacak oradan ama alt katta mesela ilk olarak hangisi göçecek biliyor muyuz? Veya göçerken başkasına zarar verecek mi? Bunlar düzlem dışı devrilecek mi? Düzlem dışı devrilip birilerine zarar verecek mi? Bunların da hep tasarımının yapılması gerekiyor. Yine bunlar TBDY 2018'de bahsi bile geçmiyor. Ancak deniyor ki TBDY 2018'de mesela Hemen Kullanım şeyi var veya Can Güvenliği var. Can güvenliğinden kasıt ne? Can güvenliğinden kasıt benim anladığım benim üstüme depremde bir dolgu duvar düşüp ben ölürsem can güvenliğini sağlamış mı oluyor bu bina? Yani bir yönetmelik yazılırken bu kadar açık nokta, bu kadar... muallak terimler nasıl bırakılıyor bilmiyorum. Yani can güvenliğini sağlaması ne demek? Tam olarak bunun açıklanması bunların tasarımının yapılması gerekiyor. Yoksa dediğim gibi yapıda hiçbir hasar yok taşıyıcı sistemde ama evin içinde veya yoldan geçen birinin kafasına tuğla duvar olduğu gibi devrildi. Üçüncü kattan örnek olarak. Bu kişi öldü. Bu yapı şimdi can güvenliğini mi sağladı? Ve bu arada söyleyeyim yani Avrupa'daki yönetmeliklerde vesaire veya programlar var bunun için özel. O dolgu duvarların hem düzlem içi hem düzlem dışı davranışını modelleyebiliyorsunuz. Hani bilinmeyen şeyler de değil bunlar. O bakımdan bir en en önemlisi dolgu duvarların yapısal tasarım sırasında, bir yapının tasarımı sırasında modellenmesi gerekiyor.Dolgu Duvarlar Nasıl Tasarlanmalı?
Bunun ilk amacı kendi tasarımından ziyade yapının deprem davranışına olan etkisini görebilmemiz. İkincisi de eğer ki bu şekil inşa etmek istiyorsak çerçevelere bitişik inşa etmek istiyorsak bu dolgu duvarlarının da bir tasarımı yapılması gerekiyor. Hem düzlem içi hem düzlem dışı. Sonuç olarak eğer bir yönetmelik yazılıyorsa ya da işte ne bileyim bir hesap yöntemi getiriliyorsa bunun topyekûn getirilmesi, yani paramparça böyle bölük börçük bir şeyini getirdik, öbürü kaldıYönetmelik ve Uygulama Sorunu
vesaire gibi saçma değil ve o ülkede gerçekten uygulanıp uygulanmayacağına bu yöntemlerin bakmanız gerekiyor. Mesela TBD 2018'de boşluk bırakmanızı tavsiye ediyor bu davranışı iyileştirmek için. Mantıklı bir tavsiye. Ancak pratikte uygulandığını gören var mı? Velev ki uygulandı. Belki kamu binalarında uygulanıyordur. Ancak standart konutlarda hangi müteahhit uyguluyor bunları? Velev ki uyguluyor. Yüzde kaçı uyguluyor yine? Bu bakımdan yani sürekli söylediğim bir yönetmelik çıkarıyorsanız o çıkardığınız yönetmeliği o ülkenin şartlarına, gerçekliklerine göre harmanlamanız gerekiyor. Harmanlanmadığı zaman o yönetmeliğe dünyanın en iyi yönetmeliği deseniz dahi o yönetmelik uygulanamıyor. Ki dünyanın en iyi yönetmeliği olduğu da tartışmalı, o da ayrı konu da. Bu bölümde başka bahsetmek istediğim bir şey kalmadı. Eğer benle aksi fikirdeyseniz itirazlarınızı yorumlarda yapabilirsiniz. Seve seve okurum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşça kalın.Bu kategoride bölüm bulunamadı.
Tam Transkript
Dolgu Duvar Nedir?
Merhaba, Yapısal Podcast'in yeni bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde dolgu duvarlar hakkında konuşacağız. Tam olarak konuşacağımız konu da dolgu duvarların bir yapının deprem davranışına etkisi olacak. İlk olarak dolgu duvarlardan kastım ne, bundan bahsetmek istiyorum. Dolgu duvar dediğim genelde mühendisler tarafından yapısal tasarım aşamasında yani bir yapıyı tasarlarken taşıyıcı olarak düşünülmeyen ve yapı modelinde yer almayan duvarlar oluyor. Sadece ağırlık olarak göz önüne alınmış olabiliyor ancak bu yeterli değil. Genelde de inşaat sırasında konut yapılarında daha çok turuncu, kahverengimsi bir renge sahip tuğlalar veya endüstriyel yapılarda Ytong tarzı gaz betonlar kullanılıyor dolgu duvar olarak. İkisi de aynı. Davranış tabii ki rijitliğe, dayanımına göre değişebiliyor bu malzemelerde ancak temelde aynı sorunları yaratıyorlar. Sadece rijitlikRijitlikRijitlik, bir elemanın veya yapının yük altında ne kadar az şekil değiştirdiğini gösteren özelliktir; aynı yük altında daha az yer değiştiren sistem daha rijittir. veya dayanımları farklı olduğu için farklı boyutlarda etki edebilirler. İlk konuşmak istediğim nokta, Türkiye'de genelde bu dolgu duvarların taşıyıcı eleman olmadığı, bu yüzden de yapısal tasarım programlarında bunların tasarımının yapılmaması gerektiği ve yapının da depreme karşı dayanıklı tasarımını yaparken bunları göz önüne almamız gerektiği iddia ediliyor. Şimdi burada iki farklı soruna değineceğim.
Dolgu Duvarları Neden Modellemek Gerekir?
İlk sorun dolgu duvarları direkt tasarlamak. İkinci sorun dolgu duvarların yapı davranışına etkisini tasarlamak. Bu ikisi farklı. İkisine de değineceğim. Ancak çok kısa bir şekilde buna cevap verecek olursam siz eğer dolgu duvarların tasarlanması gerektiğini düşünmüyorsanız dahi bu dolgu duvarların yapının davranışına etkisini modellemeniz gerekiyor. Siz bunların taşıyıcı olmadığını düşünseniz dahi çünkü sizin ne düşündüğünüz doğa karşısında önemsiz. Doğa ne istiyorsa, nasıl olması gerekiyorsa öyle uygulayacak. Siz sadece bu duvarların taşıyıcı olmadığını iddia ettiniz diye bu duvarlar herhangi bir yük taşıma kapasitesini kaybetmiyor. Bir malzemenin E modülü varsa, yani malzeme rijitliği varsa, birim şekil değiştirmeŞekil DeğiştirmeBir malzemenin, gerilme etkisiyle orijinal boyutlarına göre yaşadığı boyutsuz, göreli deformasyon miktarı. direnci varsa, dayanımı varsa bu malzemeden oluşan bir eleman da bir yapı elemanı, dolgu duvar da bir yapı elemanı, yapının bir parçası. Eğer ki çerçevenin yük altındaki davranışını etkiliyorsa bu yapı davranışını tabii ki etkileyecek. Bu bakımdan sizin bu duvarları biz taşıyıcı olarak tasarlamıyoruz, depremde göçebilir gibi argümanlarınız aslında oldukça saçma. Çünkü saçma olmasının nedeni zaten bu duvarların göçüp göçmemesi değil, bu duvarların diğer elemanlara verdikleri zarar veya diğer elemanların veya yapının global olarak deprem davranışını etkilemesi. Burada önemli olan bu elemanların tasarımından ziyade bu elemanların yapının genel davranışına etkisi. Öncelikle bunun anlaşılması gerekiyor. İkinci olarak bu elemanların tasarlanması önemli. Ama bana göre o da önemli, ona da geleceğiz. Dolgu duvarlarının deprem sırasındaki sorunu ne? Türkiye'de tipik olarak bir konut inşaatı yapılırken, konut tasarlanırken tipik taşıyıcı sistemTaşıyıcı SistemBir yapıya etkiyen düşey ve yatay yükleri zemine aktaran elemanların oluşturduğu bütün. olarak betonarme çerçeve kullanılıyor ve bu betonarme çerçevelerinde yanal rijitlikleri çok düşük kalıyor genelde. Yani yapıların rijit de olması gerekiyor. Türkiye'de niyeyse rijitlik kötü gibi bir algı var ama bu konu, bu bölümün konusu olmadığı için çok girmiyorum. Sadece bu bölümü ilgilendiren kısmı bu çerçeveler zaten rijitlik bakımından zayıflar. İçerisine bir de bu çerçevelerin boydan boya, hiçbir boşluk bırakmadan, çerçeveyle dolgu duvar arasında tamamen dolgu duvar örülüyor ve bu dolgu duvarlar rijitliği sayesinde, rijit olduğu kadar ne kadar rijitse o kadar engelleyecek tabii ki. Deprem sırasında veya herhangi bir yük altında bu çerçevelerin normal boş çerçeve gibi davranmasını engelliyor.
Dolgu Duvarlar Yükü Nasıl Aktarır?
Bu engelleme sonucu da dolgu duvarlarda bir yük aktarımıYük AktarımıBir yapıdaki yüklerin, uygulandığı noktadan zemine ulaşana kadar izlediği, kesintisiz olması gereken eleman zinciri (yük yolu). meydana geliyor. Bu yük aktarımını da şu şekilde düşünebilirsiniz. Örneğin çerçeve soldan yüklendi, sağa doğru hareket edecek, deplasmanDeplasmanBir yapı noktasının, yük etkisi altında ilk konumuna göre yaptığı yer değiştirme; yapısal analizin temel çıktılarından biri. yapacak, şekil değiştirecek. Bu şekil değişimi sırasında dolgu duvar var bu çerçevenin de içinde. Dolgu duvarın sol üstüne bir basınç uyguluyor. Bu uyguladığı basınçtan da dolgu duvarın sol üstünden sağ altına doğru diyagonal bir basınç çubuğu oluşuyor. Bu basınç çubuğu sayesinde de çerçeveden aldığı yükleri kolonun sağ alttaki ucuna veya oradaki birleşim bölgesine aktarmaya çalışıyor ve aslında bu kolonKolonAğırlıklı olarak eksenel basınç kuvveti taşıyan, düşey ve yatay yükleri kirişten temele aktaran düşey taşıyıcı eleman. da bu kuvvete göre tasarlanmamaktadır. Bu davranışı modellemek için bir yöntem tabii ki var.
Eşdeğer Basınç Çubuğu Yöntemi
Buna eşdeğer çapraz basınç çubuğuEşdeğer Çapraz Basınç ÇubuğuDolgu duvar etkisinin analiz modeline dahil edilmesi için kullanılan, dolgu duvarı belirli bir genişlikteki tek bir diyagonal basınç çubuğuyla temsil eden yaklaşık modelleme yöntemi. yöntemi deniyor. Bu yöntemle dolgu duvarların rijitliğini, dayanımını vs. modelleyip dolgu duvarların deprem sırasındaki davranışını da modelleyebilirsiniz. İkinci bir yol da bu dolgu duvarlarla tasarım, yönetmelikte de bahsedilen dolgu duvarlarıyla çerçeve arasında boşluklar bırakmak ve bu dolgu duvarların düzlem dışı devrilmesini engellemek için belli tasarım yapmanız. C profiller örnek olarak öneriliyor yönetmelikte. Başka yöntemler de bulabilirsiniz. Sadece bu yöntemlerin çalıştığını kanıtlamanız veya hesaplarla göstermeniz gerekiyor.
Dolgu Duvarların Rijitlik Etkisi
Dolgu duvarların yarattığı soruna gelecek olursak dediğim gibi çerçevenin hareket etmesini engelleyerek bir rijitlik sağlıyor. Bu rijitliği nasıl sağlıyor? Birincisi malzeme değeri olan E modülü. Bu önemli rol oynuyor. İkincisi de bu dolgu duvarın boyutları. Dolgu duvarların yapının her yerinde olduğunu düşündüğümüz zaman çok ciddi bir fark yaratıyor ve bu artırmanın etkileri var, bu rijitlik artırmasının. İlk olarak aklınıza gelen tabii ki ne? Yapı daha rijit olduğu zaman genel anlamda, global anlamda yapıya daha fazla deprem kuvveti ve ne demiştim bölümün başında, bu dolgu duvarları özellikle Türk mühendisi taşıyıcı kabul etmediği için tasarım programında bunu kaale almıyor. Diyor ki depremde zaten zarar görecek, benim umurumda değil. Ancak hadi o dolgu duvarlar umurumda değil, okey, hadi onu kabul edelim. Yine kabul değil bence de. Ona daha geleceğiz. O kabul olduğu senaryoda dahi dolgu duvarın sıfır öneme sahip olduğunu kabul ettiğimiz senaryoda dahi bu dediklerim oluyor. Bu rijitlik artışı nedeniyle ciddi deprem kuvvetleri de geliyor binaya. Çünkü yapıda oluşan ivmeyi artırıyor. Yani birinci sorun bu. Siz yapıyı öyle bir tasarlıyorsunuz ki sallıyorum bir birim kuvvet geleceğini öngörüyorsunuz ancak bir buçuk birim geliyor. Ve bir de yine bir sorun var. Deprem kuvvetlerini tahmin etmede geçen depremde artık görmüşsünüzdür, anlamışsınızdır. İyi değiliz. Kimse iyi değil dünyada. Bu yüzden zaten olasılıksal deprem hesapları yapılıyor ve olasılıklar üzerinden ve sünekliğe dayalı bir tasarım prensibi benimseniyor ve o yüzden kapasite tasarım ilkesi kullanıyoruz. Yoksa deprem kuvvetlerini muazzam tahmin edebilseydik kapasite tasarım ilkesi kullanmamıza gerek yoktu. Örnek olarak çok basit bir şekilde. Ancak bunu yapamıyoruz ve siz zaten aşılacak büyük ihtimalle büyük bir depremde bir kuvveti daha da ufak alıyorsunuz bu nedenden dolayı. Ki bu sadece tek sorun da değil. Bu yarattığı en büyük sorun da değil bana göre. Daha büyük sorun yumuşak kat sorununa geleceğiz. Yani ilk sorun deprem kuvvetlerini ciddi oranda artırıyor. Siz bunu hesapta görmüyorsunuz dahi. Çünkü siz boş bir çerçeveyle hesap yapıyorsunuz. Sadece ve sadece o dolgu duvarı düşey yükDüşey YükYerçekimi etkisiyle aşağı yönde etkiyen, zati yük ve hareketli yükten oluşan temel yük türü. olarak göz önüne alıyorsunuz. Bu düşey yük olarak göz önüne aldığı zaman ben de tartışmalarda bulamıyorum. Bunun rijitliği göz önüne aldığını iddia eden mühendisler vardı. Ve bu mühendis dün okuldan çıkmış Sütçü İmam mezunu değildi. İddialarına göre tabii ki. Bunları 20 yıllık mühendis olduğunu iddia edenlerden duyduğunuz zaman da o ülkenin mühendislerine kimse kusura bakmasın bende saygı falan kalmıyor. Yani bu kadar saçma argümanlarla gelip düşey yük olarak dolgu duvarı göz önüne aldığı zaman dolgu duvarın rijitliğini göz önüne aldığını sanan mühendislerle tartıştım ben. Ayrıca bu dolgu duvarların bir dayanımı da var rijitliği dışında tabii ki.
Dayanım ve Kolonlara Aktarılan Kuvvetler
Bunun da etkisi var. Tabii bu TBD 2018'de rijitliği göz önüne alınmasa dahi zayıf katZayıf KatBir katın yatay dayanımının, bitişik kata göre TBDY 2018'de tanımlanan sınırın altında kalması durumunda ortaya çıkan düşey düzensizlik türü (B1). hesabında bu etki göz önüne alınıyor. Ancak burada göz önüne alınmayan başka bir şey var. Dediğim gibi o eşdeğer çapraz basınç çubuğu oluşturuyor dedim. Burada göz önüne alınmayan kısım şu. Bu eşdeğer basınç çubuğunun alabileceği maksimum kuvvet bu dolgu duvarın malzemesinin dayanımıyla alakalı. Yani tuğlanın dayanımı ne kadar yüksekse, kullanılan harcın dayanımı ne kadar yüksekse, duvar ne kadar sağlam, iyi işçilikle üretilmişse o kadar büyük bir basınç çubuğu oluşabiliyor orada, kuvvet oluşabiliyor. Ve bu kuvvet, siz bu modelinizde bu basınç çubuğunu modellemediğiniz için ne oluyor? Siz o kuvvetin kolona aktarılacağını hesap etmiyorsunuz. Ve gerçek depremde ne oluyor? Örnek olarak çerçeve sağ hareket ederken o duvarın sol üstünde ve sağ altında basınç çubuğu oluşuyor. O noktalardan kolona kuvvet aktarımı oluyor. Tam ters yönde olduğu zaman bu basınç çubuğu da yön değiştiriyor. Sağ üstle sol alt arasında oluyor. Bunlar tekrar ede ede ede o kolonlara da zarar veriyor deprem boyunca. Ve bu kolonlara siz zarar gelmesini istemiyorsunuz. Depremin ilk aşamalarında en azından en son zarar görebileceğini kabul ettiğiniz o şekil tasarlamanız gereken yerler bu kolonlar. Yani depremin başında direkt bunlara zarar geldiği zaman sizin yapınızın sünekliği çok ciddi bir şekilde düşüyor ve belki de ciddi hasar gelir, sonra direkt göçme mekanizmasıGöçme MekanizmasıBir taşıyıcı sistemde yeterli sayıda plastik mafsal oluşarak sistemin bir bütün olarak stabilitesini kaybetmesine yol açan hareket biçimi. da oluşabilir. Bu bakımdan bu dolgu duvarların rijitliği de sıkıntı, dayanımı da sıkıntı ve bu ikisinin de TBD 2018'in göz önüne aldığından daha detaylı bir şekilde göz önüne alınması gerekiyor. Şimdi dayanım etkisinden bahsettik, rijitlik etkisinden bahsettik.
Dolgu Duvarlar ve Yumuşak Kat
Bir de esas bu rijitliğin sıkıntı yarattığı şey, deprem kuvvetini artırmasından ziyade biraz önce bahsettiğim yumuşak kat. Bu yumuşak kat nasıl oluşuyor dolgu duvar nedeniyle? Türkiye'de herhalde iki yapıdan veya üç yapıdan birinin zemin katında dükkan var herhalde. Çünkü Google Maps'te dahi dolaşırken İstanbul sokaklarında örnek olarak sağa bakıyorum yumuşak kat, sola bakıyorum yumuşak kat. Her yer dükkan. Bu yumuşak kat oluşumundaki neden şu zemin katlar dükkan oluyor. Dükkan olduğu zaman en azından bir cephesi ki genelde içinde de dolgu duvarları eksik oluyor. O camekân olması gereken ön cephede dolgu duvar hiç olmuyor. Ve yine bu dükkanın içinde, sallıyorum süpermarket olsun. Süpermarket olduğu için bölme duvarlar kullanılmıyor çünkü odalara ihtiyaç yok. Çok büyük alan gerekiyor orada. Dolgu duvarlar zemin katta yok, ön cephede de yok, içeride de yok. Süpermarket örneğinde veya başka giyim mağazası olsun, ne oluyorsa olsun. Bu örnekte üst katlarda bu dolgu duvarlar var. Zemin katta yok. Üst katlarda bu çerçevelerin arasına dolgu duvarlar koyulduğu için orada rijitlik artımı oluyor. Zemin katta olmuyor. Ama mühendis hesabında ne yapıyor? Sadece üst katlarda düşey yük olarak bu dolgu duvarları modelliyor. Ancak rijitliğini hesaba katmıyor. Katmadığı zaman kendi modelinde hesapta hiçbir yumuşak kat sorunu çıkmıyor. Ancak gerçek yapılan yapıda çok ciddi yumuşak kat sorunu meydana geliyor. Ve bundan önceki bölümü dinlediyseniz yumuşak kat hesabının da TBDY 2018'de mükemmel olmadığını, sorunlu olduğunu, katsayının nasıl yüksek olduğunu vs. anlatmıştım örnekleriyle. Bundan iki bölüm önce de süneklikSüneklikBir malzemenin, kesitin veya sistemin, göçme öncesi ulaşabildiği deformasyonun akma deformasyonuna oranı olarak ifade edilen sünek davranış ölçüsü. kapasitesine yumuşak kat sorununun nasıl etki ettiğini anlatmıştım. Şimdi ne dedik? Yumuşak kat oluşturuyor. Ayrıca kolonlarda da hasara neden oluyor. Bu ikisi birleşiyor. Zaten bir tanesi olduğu zaman dahi yapının global sünekliğini düşürürken ikisi bir arada çok daha ciddi düşürüyor ve bu yumuşak kat oluşumu hiç öngörmediğiniz bir oluşum. Yani bu yapı davranışını modelinizde modellemiyorsunuz dahi. Nasıl davranacağını, nasıl davranmayacağını bilmiyorsunuz. Tamamen bir sürpriz yapı içinde depremde davranışı. Yani aslında o yapı mühendislik hizmeti almamış bir yapı kâğıt üstünde. Çünkü aynı yapıyı modellemedi mühendis. Bir başka sorun da yine örnek olarak mesela diyelim ki bu yapının normalde dolgu duvarları olmadan düzeni oldukça düzenli.
Burulma Düzensizliği
Hiçbir burulmaBurulmaBir elemanın ekseni etrafında dönme eğilimi yaratan, kesitte kayma gerilmesi doğuran dış moment etkisi. düzensizliği yok. Ancak dolgu duvarları öyle bir inşaat ediyor ki rijitlik merkeziyle kütle merkezinin arasında ciddi bir mesafe oluşuyor veya biraz oluşuyor. Fark etmez. Bu sizin yine hesaba katmadığınız burulma momentleri demek. Burulma nedeniyle oluşan kuvvetler demek. Hesaba katılmayan şekil değiştirme, yer değiştirme talepleri demek, kat deplasman talepleri demek. Ve siz yine elemanları bu taleplere göre dizayn etmediniz. Dizayn etmediğiniz deprem sırasında sürpriz yaratan başka parametreler. Ve bunu şöyle de düşünebilirsiniz: Sadece zemin kat boş olduğu zaman örnek olarak süpermarket, sallıyorum üç cephesinde dolgu duvar olsun, bir cephesi boş olsun, içerisi de boş olsun. Sadece bu yumuşak katta hem yumuşak kat hem de burulma düzensizliği, sadece bu katta oluşuyor düşünün. Üst katlarda burulma düzensizliği de oluşmuyor. Bu kat ciddi şekilde zorlanıyor ve zaten yumuşak kat var, belki zayıf kat da var. Üzerine bir de burulma düzensizliği geliyor bu kata. Yani o katın artık ayakta kalması mucizelere kalıyor. Zaten deprem raporlarına baktığımız zaman da yıkımlara neden olan, geçmiş Kahramanmaraş Depremi'nde de genelde de yumuşak kat sorunu oluyor ve bu yumuşak kat sorunu da benim çok büyük oranda tahminimle bu dolgu duvarlar nedeniyle. Instagram hesabımda hatta bir yapı paylaşmıştım deprem zamanı, hemen bir iki hafta sonrasında o dönemde. Bu yapı dört tane yapıdan oluşuyordu, bir site. İki tanesi göçmüş, iki tanesi hasar dahi yoktu. Gidip benim hesabımdan o yapının fotoğraflarına bakabilirsiniz. İki tanesinin zemin ilk iki katıydı sanırım. Dolgu duvar yok, açık, camekân vesaireydi. Diğer iki bina ise tamamen dolgu duvarlardan yapılıyordu. Bu tabii ki şans değil. Dolgu duvar nedeniyle oluşmuş yumuşak kat, belki zayıf kat, belki başka nedenler de giriyor dediğim gibi. Belki yapılan işçilik hataları da üstüne bindi ama öbür yapıda çatlak dahi yok. Demek ki o bölgeye çok ciddi bir ivme gelmemiş ancak o iki yapı çok ciddi bir şekilde yer değiştirme yaparak, hem de çünkü temelinin uzağına devrilmiş, sola deplasman yaparak ya da sağ, işte bir yöne. Bu bakımdan dolgu duvarların olmaması çok ciddi sorun yaratıyor. Ve yine bu taşıyıcı olmayan güzide dolgu duvarlarımızın kusurları hâlâ bitmiyor ya da yapının davranışına verdiği zararlar hâlâ bitmiyor.
Kısa Kolon Etkisi
Bir başka etkisi de kısa kolon etkisi. Kısa kolon etkisi nasıl olabilir? Mesela bant pencere yapmaya çalışıyorlar. Bu bant pencerenin olduğu yerde herhangi bir dolgu duvar olmazken, orada sadece cam, pencere vs. varken altına kadar dolgu duvar yapılıyor ve bu yine modelde, tasarım modelinde mühendisin modellenmiyor. Modellenmediği için ne oluyor? O katta yapılacak yer değişimi o tüm kolonun boyunda olacak şekilde modelinde var. Ancak gerçek yapıda ise o ufacık cam, pencere bölümünde o yer değişimini yapmak zorunda ve bu nedenle de rijitliği o kolonun çok ciddi artıyor ve çok daha fazla kuvvet çekiyor. Bu kuvveti de kaldırabilecek donatı düzenine, tasarıma sahip olmadığı için göçüyor. Ve yine bu tabii ki yapının global sünekliğini ciddi oranda düşürüyor. Çünkü yine istemediğimiz kapasite tasarımına aykırı olarak kolonda bir hasar meydana geliyor. Bu plastik mafsal da değil. Bu direkt kesme hasarı oluyor. Yani herhangi bir enerji soğurma kapasitesi de olmadan göçüyor bu kolon. Çok ciddi bir mafsal, bir şekil değişimi vesaire meydana gelmiyor.
Dolgu Duvarların Olumlu Etkileri Var mı?
Son olarak da bazı okuduğum makalelerde ülkenin iyi denilen üniversitelerinde çalışan profesörlerin dolgu duvarları hakkında konuşurken iyi yanlarından da bahsediyorlar. Yani ben açıkçası iyi bir yanından bahsedemiyorum. Diyorlar ki o kadar büyük olmayan depremlerde dayanıma katkısı var, rijitliğe katkısı var, şu var, bu var. Yani düşük depremlerde zaten yapının hasar almaması gerekiyor. Katkı versen olacak, katkı vermesen olacak. Yani şu kafayı ben anlayamıyorum. Nasıl bir kafaysa bu. Önemli olan zaten en büyük yapıya gelebilecek depremde bu dolgu duvarlarının nasıl davranıyor olduğu. Bu depremlerde de bu dolgu duvarlar çok ciddi zararlar veriyorsa bu görece ufak depremlerdeki tırnak içinde olumlu katkılarının hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum bize. Çünkü bu el bombası, saatli bomba ne derseniz deyin dolgu duvarlara büyük depremde patlayacak ve unuttuğum bir nokta da onu söylemedim.
Düzlem Dışı Devrilme ve Can Güvenliği
Şimdi depremde bunların hangi sırayla göçeceğini biliyor muyuz örnek olarak? Çünkü tasarımımızda yoktu bunlar. Yine göçme sırası hangisi göçecek? Tabii ki alt kattan başlayacaklar üst katlara göre üst katlara dağılacak oradan ama alt katta mesela ilk olarak hangisi göçecek biliyor muyuz? Veya göçerken başkasına zarar verecek mi? Bunlar düzlem dışı devrilecek mi? Düzlem dışı devrilip birilerine zarar verecek mi? Bunların da hep tasarımının yapılması gerekiyor. Yine bunlar TBDY 2018'de bahsi bile geçmiyor. Ancak deniyor ki TBDY 2018'de mesela Hemen Kullanım şeyi var veya Can Güvenliği var. Can güvenliğinden kasıt ne? Can güvenliğinden kasıt benim anladığım benim üstüme depremde bir dolgu duvar düşüp ben ölürsem can güvenliğini sağlamış mı oluyor bu bina? Yani bir yönetmelik yazılırken bu kadar açık nokta, bu kadar... muallak terimler nasıl bırakılıyor bilmiyorum. Yani can güvenliğini sağlaması ne demek? Tam olarak bunun açıklanması bunların tasarımının yapılması gerekiyor. Yoksa dediğim gibi yapıda hiçbir hasar yok taşıyıcı sistemde ama evin içinde veya yoldan geçen birinin kafasına tuğla duvar olduğu gibi devrildi. Üçüncü kattan örnek olarak. Bu kişi öldü. Bu yapı şimdi can güvenliğini mi sağladı? Ve bu arada söyleyeyim yani Avrupa'daki yönetmeliklerde vesaire veya programlar var bunun için özel. O dolgu duvarların hem düzlem içi hem düzlem dışı davranışını modelleyebiliyorsunuz. Hani bilinmeyen şeyler de değil bunlar. O bakımdan bir en en önemlisi dolgu duvarların yapısal tasarım sırasında, bir yapının tasarımı sırasında modellenmesi gerekiyor.
Dolgu Duvarlar Nasıl Tasarlanmalı?
Bunun ilk amacı kendi tasarımından ziyade yapının deprem davranışına olan etkisini görebilmemiz. İkincisi de eğer ki bu şekil inşa etmek istiyorsak çerçevelere bitişik inşa etmek istiyorsak bu dolgu duvarlarının da bir tasarımı yapılması gerekiyor. Hem düzlem içi hem düzlem dışı. Sonuç olarak eğer bir yönetmelik yazılıyorsa ya da işte ne bileyim bir hesap yöntemi getiriliyorsa bunun topyekûn getirilmesi, yani paramparça böyle bölük börçük bir şeyini getirdik, öbürü kaldı
Yönetmelik ve Uygulama Sorunu
vesaire gibi saçma değil ve o ülkede gerçekten uygulanıp uygulanmayacağına bu yöntemlerin bakmanız gerekiyor. Mesela TBD 2018'de boşluk bırakmanızı tavsiye ediyor bu davranışı iyileştirmek için. Mantıklı bir tavsiye. Ancak pratikte uygulandığını gören var mı? Velev ki uygulandı. Belki kamu binalarında uygulanıyordur. Ancak standart konutlarda hangi müteahhit uyguluyor bunları? Velev ki uyguluyor. Yüzde kaçı uyguluyor yine? Bu bakımdan yani sürekli söylediğim bir yönetmelik çıkarıyorsanız o çıkardığınız yönetmeliği o ülkenin şartlarına, gerçekliklerine göre harmanlamanız gerekiyor. Harmanlanmadığı zaman o yönetmeliğe dünyanın en iyi yönetmeliği deseniz dahi o yönetmelik uygulanamıyor. Ki dünyanın en iyi yönetmeliği olduğu da tartışmalı, o da ayrı konu da. Bu bölümde başka bahsetmek istediğim bir şey kalmadı. Eğer benle aksi fikirdeyseniz itirazlarınızı yorumlarda yapabilirsiniz. Seve seve okurum. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Hoşça kalın.
…Yorum
Yorum Yaz










Yorumlar yükleniyor...