19 Eylül 1985 sabahı, Meksika açıklarında Ms 8.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Episantr, Meksika City’ye 350 km uzakta, Pasifik kıyısındaydı. Şehirde sert zemin üzerindeki bölgelerde tepe yer ivmesi 0.04g düzeyinde ölçüldü. Eski Texcoco Gölü’nün dolgu zemini üzerindeki mahallelerde ise aynı deprem için 0.20g değerine ulaşıldı; bazı kayıt istasyonlarında beş kattan fazla büyütme. Bu bölgede 400’ü aşkın bina çöktü, 10.000’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Hasar dağılımı rastlantısal değildi. Aynı şehirde, uzak ve aynı kaynaktan gelen dalga alanına maruz iki mahalle, tamamen farklı sarsıntı şiddetleriyle yüzleşmişti. Bunun nedeni zemin büyütmesinin —diğer adıyla site amplifikasyonunun— öngörülebilir bir fizik sonucu olmasıydı.


Akustik Empedans ve Enerji Korunumu

Sismik dalgaların taşıdığı güç akısı, ilerlediği ortamın akustik empedansına (Z) ve dalga genliğine (A) bağlıdır:

W=Zω2A2W = Z \cdot \omega2 \cdot A2

(ω: açısal frekans)

Akustik empedans, ortamın kütlesel yoğunluğu (ρ) ile kayma dalgası hızının (Vs) çarpımıdır:

Z=ρVsZ = \rho \cdot Vs

Tipik kaya formasyonları için Zkaya ≈ 5.000–10.000 t/(m²·s), gevşek zemin için Zzemin ≈ 300–1.500 t/(m²·s) düzeyindedir. İki ortam sınırında enerji korunumu gereği geçiş katsayısı:

TA=2Z1Z1+Z2TA = \frac{2 Z1}{Z1 + Z2}

(Z₁: gelen dalganın ortamı, Z₂: geçiş ortamı)

Z₁ >> Z₂ sınır durumunu —yani sert kayadan yumuşak zemine geçişi— ele alalım:

TA=2Z1Z1+Z22Z1Z1=2TA = \frac{2 Z1}{Z1 + Z2} \approx \frac{2 Z1}{Z1} = 2

Bu, empedans kontrastı büyütmesinin teorik üst sınırıdır: kaya-zemin sınırında dalga genliği en fazla iki katına çıkabilir. Gerçek koşullarda sönümleme, dalga saçılması ve zemin heterojenliği bu değeri aşağı çeker; ancak zemin profiline bağlı olarak 3–8 kat büyütme gözlemlemek alışılmadık değildir.

Şunu da belirtmek gerekir: yukarıdaki ifade dalgaların düşey gelen düzlem dalgalar olduğu basit senaryoyu tanımlar. Gerçek dalga alanında eğik geliş açıları, çok katmanlı zemin profili ve dalga türleri arası dönüşüm bu tabloyu karmaşıklaştırır. Ancak temel fizik aynı kalır: yumuşak zemine giren S dalgası, enerji korunumu gereği genliğini artırır.


Zemin Tabakasının Doğal Periyodu ve Rezonans

Empedans kontrastı, büyütmenin neden belirli frekanslarda zirve yaptığını tek başına açıklamaz. Bunun için zemin tabakasını bir titreşim sistemi olarak modellemek gerekir.

Sabit alt sınır (kaya–zemin arayüzeyi) üzerine oturan H kalınlığında, Vs kayma dalgası hızında uniform bir zemin tabakası için temel rezonans periyodu çeyrek dalga boyu koşulundan türetilir: tabaka kalınlığı gelen dalganın dörtte bir dalga boyuna eşit olduğunda, gelen ve yansıyan dalgalar yapıcı girişim yaparak maksimum genliğe ulaşır:

Ts=4HVsTs = \frac{4H}{Vs}

Üst modlar şu frekanslarda gelişir:

fn=(2n1)Vs4H,n=1,2,3,fn = \frac{(2n-1) \, Vs}{4H}, \quad n = 1, 2, 3, \ldots

Tablo 1 — Farklı Zemin Profili Senaryolarında Ts Tahminleri

Zemin SınıfıH (m)Vs (m/s)Ts (s)
ZC204000.20
ZD302500.48
ZE301500.80
ZE501501.33
ZD802001.60

Gerçek zemin profilleri homojen değildir; katmanlı heterojen bir profil için ağırlıklı ortalama Vs kullanılarak yaklaşık bir Ts tahmin edilebilir:

Vs=Hi(Hi/Vs,i)\overline{Vs} = \frac{\sum Hi}{\sum (Hi / V_{s,i})}
Bina-Zemin Rezonansı

Bir binanın doğal titreşim periyodu zemin tabakasının Ts değerine yaklaştığında bina-zemin rezonansı ortaya çıkar ve yer hareketi genliği katlanarak artar. 1985 Meksika depremi bu olgunun en belgelenmiş örneğidir: Texcoco dolgu zeminin Ts değeri ~2.0 saniyeydi; aynı bölgedeki 8–15 katlı binaların doğal titreşim periyotları da 1.5–2.5 saniye arasındaydı. Bu periyot örtüşmesi, uzaktaki bir depremin neden seçici hasara yol açtığını açıklar.


Transfer Fonksiyonu ve Büyütme Faktörü

Zemin tabakasının farklı frekanslardaki davranışını toplu olarak tanımlayan matematiksel araç transfer fonksiyonu H(f)‘dir:

H(f)=Ayu¨zey(f)Akaya(f)H(f) = \frac{A_{\text{yüzey}}(f)}{A_{\text{kaya}}(f)}

Sönümleme oranı ξ dahil edilmiş doğrusal zemin modeli için analitik transfer fonksiyonu:

H(f)=1cos2 ⁣(2πfHVs)+(ξ2πfHVs)2|H(f)| = \frac{1}{\sqrt{\cos2\!\left(\dfrac{2\pi f H}{Vs}\right) + \left(\xi \cdot \dfrac{2\pi f H}{Vs}\right)^2}}

Bu ifade f = Vs/(4H) frekansında, yani Ts’nin tam rezonans noktasında, maksimuma ulaşır. Sönümleme oranı ξ ile tepe büyütme değeri arasında şu ters orantı vardır:

Hmax1ξπ/2|H|_{\max} \approx \frac{1}{\xi \cdot \pi/2}

Gevşek kumlarda ξ ≈ %5–15 düzeyindedir; bu da teorik tepe büyütmenin 4–13 kat arasında değişebileceğini gösterir. Pratikte birden fazla zemin katmanı, heterojenlik ve doğrusal olmayan davranış bu üst sınırı aşağı çeker.

Transfer fonksiyonu uygulamada iki yoldan belirlenir:

  • Ampirik yöntem: Sahada kaydedilen gerçek deprem verilerinden hesaplanan yatay/düşey spektrum oranı (H/V yöntemi, Nakamura tekniği). Zemin hareketi ölçümü varsa en doğrudan yaklaşım.
  • Analitik/sayısal yöntem: Zemin profil parametreleri ile SHAKE veya DEEPSOIL gibi programlarda yürütülen zemin yanıt analizi. Sahaya özgü deprem tehlike değerlendirmelerinde standart araç.

Doğrusal Olmayan Zemin Davranışı

Şimdiye kadar anlatılan her şey doğrusal zemin davranışı varsayımına dayanmaktadır: kayma modülü G sabit, sönümleme ξ küçük. Bu varsayım yalnızca küçük kayma birim deformasyonlarında (γ < 10⁻⁵) geçerlidir.

Büyük depremlerde zemin kayma birim deformasyonları 10⁻³ düzeyine ulaşabilir. Bu aralıkta iki belirgin değişim devreye girer:

  • Kayma modülü azalır: Normalize kayma modülü G/Gmax, kayma birim deformasyonu arttıkça düşer. Zemin kısmen rijitliğini yitirir, rezonans frekansı kayar.
  • Sönümleme artar: Zemin, gelen enerjiyi giderek daha fazla ısıya dönüştürür. Transfer fonksiyonunun tepe değeri baskılanır.

Bu iki etki, büyütme üzerinde birbirini kısmen dengeleyen sonuçlar doğurur. Net etki: yumuşak zeminlerde (ZD, ZE) büyük depremlerde ölçülen amplifikasyon, küçük depremlere kıyasla belirgin biçimde daha düşüktür.

TBDY 2018 F<sub>S</sub> Tablosunun Fiziksel Yorumu

TBDY 2018’de ZE sınıfı için FS’nin SS = 0.25’te 2.4’ten SS ≥ 1.50’de 0.8’e düşmesi bu mekanizmanın doğrudan yansımasıdır. Düşük SS: küçük zemin deformasyonları → doğrusal davranış → yüksek büyütme. Yüksek SS: büyük zemin deformasyonları → doğrusal olmayan sönümleme baskınlaşır → büyütme azalır. ZA ve ZB için FS’nin tüm SS değerlerinde sabit kalması ise sert kaya davranışının her koşulda doğrusal aralıkta kaldığını gösterir.

Bu özelliğin mühendislik pratiğine iki yansıması vardır:

  1. Zemin büyütmesi giriş hareketi şiddetine bağımlıdır — aynı zemin profili için küçük ve büyük deprem senaryolarında farklı amplifikasyon beklenir.
  2. Güçlü sarsıntıda ZE zemini, doğrusal olmayan söndürme nedeniyle zaman zaman ZC ya da ZD’den daha düşük büyütme üretebilir. Her koşulda yumuşak zemin “en kötü” değildir; sarsıntı şiddetine göre değerlendirme yapılmalıdır.

Havza Etkisi (Basin Effect)

Şimdiye kadar anlatılanlar tek boyutlu (1D) zemin yanıtını tanımlar: dalgalar düşey gelen düzlem dalgalar, zemin profili yatay katmanlar. Gerçek arazi geometrisi bu idealden sapınca havza etkisi devreye girer.

Sedimanter havza yapılarında —çanak ya da yamuk şekilli, alt sınırı kaya, üst kısmı yumuşak çökel olan geometrilerde— 1D teorinin öngörmediği ek mekanizmalar aktif olur:

  • Kenar kırınımı: Havza kenarına çarpan dalgalar içeri kıvrılarak havzada hapsolan sismik enerjiyi artırır. Bu etki özellikle havza sınırına yakın noktalarda belirgindir.
  • Yüzey dalgası üretimi: Gelen S dalgaları havza içinde yüzey dalgalarına (Love, Rayleigh) dönüşerek büyük yatay mesafelere yayılır; sarsıntı süresi uzar.
  • Yapıcı girişim: Havzada dolaşan bu dalgalar, gelen dalgalarla yapıcı girişim yaparak 1D teorinin ötesinde büyütme ve uzayan titreşim üretir.

Gözlemsel çalışmalar, havza kenarına yakın noktalarda 1D büyütmenin 1.5–3 katına ulaşan ilave bir büyütme katsayısının ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Aynı jeolojik oluşum üzerindeki iki nokta, yalnızca havza kenarına mesafe farkı nedeniyle çok farklı sarsıntı şiddetleri yaşayabilir.

İstanbul ve Havza Büyütmesi

İstanbul, Marmara kıyısı boyunca geniş alüvyal ve çökel zemin havzaları üzerine kurulmuştur. Haliç, Kadıköy ve bazı kıyı ilçeleri için öngörülen büyütme davranışı, havza geometrisinin yarattığı 2D/3D etkiler nedeniyle salt 1D zemin yanıt analiziyle tam olarak temsil edilememektedir. Büyük Marmara depremi senaryolarında olası hasar dağılımının güvenilir tahmini için bu alanlarda 2D/3D zemin yanıt analizlerinin yapılması kritik önem taşımaktadır.


Sonuç

Zemin büyütmesi, birbirini besleyen üç fiziksel sürecin ürünüdür: empedans kontrastının dalga genliğini artırması, tabaka rezonansının belirli frekanslarda bu büyütmeyi zirveye taşıması ve havza geometrisinin 1D hesabın ötesinde ek büyütme üretmesi. Büyük depremlerde doğrusal olmayan zemin davranışı bu büyütmeyi kısmen söndürse de, düşük şiddetteki sarsıntılarda yumuşak zemin gelen enerjiyi misliyle yükseltebilir.

Bu mekanizmayı kavramak, TBDY 2018 zemin katsayı tablolarını salt bir mevzuat tablosunun ötesinde, her katsayının ardındaki fiziksel gerçeği görerek yorumlamayı sağlar.