Mühendislik Öğrencilerine Tavsiyeler
Bu bölümde mühendislik öğrencilerinin kendini nasıl geliştireceklerine ve iyi bir mühendis olacaklarına dair tavsiyeler veriyorum.
00:23:14Giriş
Merhaba, Yapısal Podcast'in 8. bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde teknik bir konuyu tartışmaktan ziyade mühendislik öğrencilerine tavsiyeler vereceğim. Genelde öğrenciler bana yazdığı zaman iyi bir mühendis nasıl olurum veya kendimi nasıl geliştiririm tarzı sorular yöneltiyorlar. ve en çok sorulan soruların başında geldiği için bana sorulan sorulardan bu konuda bir podcast çekmeyi düşündüm.Üniversite Seçiminin Önemi
İlk olarak üniversiteyle başlamak istiyorum. Üniversite fark eder mi? Her şey üniversite neredeyse bana göre. İyi bir üniversitede okuyorsanız kendinizi geliştirmek denilen şeyin zaten çoğunu o üniversite size zorunlu olarak veriyor. Türkiye'de mühendislere bakıyorum kendini geliştirme adı altında bazı şeyler öğreniyorlar ancak zaten iyi bir eğitim almış olsa o kişiler o kendini geliştirmek dedikleri şeylere sahip olmaları gerekiyordu daha mezun olurken. Bu bakımdan üniversite sizin kendinizi geliştirmeniz için en önemli adım. İyi bir üniversitede okuyorsanız üniversiteniz sizi oldukça ileri taşıyor. Kötü üniversitede okuyacağınız halinize göre. Bu demek değil ki iyi bir üniversitede okuyorsanız kendinizi geliştirmenize gerek yok. Hayır var. Sadece siz üniversiteden aldığınızın üzerine daha ileri seviye konular ekleyebilirsiniz, bilgiler ekleyebilirsiniz. Böyle bir avantajınız var. Diğer kötü üniversitede okuyanlar öncelikle sizin mezun olmuş halinize yetişmeleri gerekiyor. O mezun olmuş halinize yetişecekler. Ondan sonra sizin kendinizi geliştirdiğiniz kısmınıza yetişmeye çalışacaklar. Bu bakımdan üniversite hayatı rol oynuyor.Kötü Üniversiteden İyi Mühendis Olunur mu?
Yani kötü bir üniversiteden mezun olup iyi bir mühendis olmak mümkün müdür? Teori de mümkün ancak pratikte kaç kişi bunu yapar veya yapabilir? Size en çok etkisi olacak parametrelerden biri yani iyi bir üniversite. İyi üniversite kötü üniversite arasında farkı yok. Argümanı için dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor gibi bir argümanla gelenler var. Öncelikle böyle bir şey yok. Dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretilmiyor. Aynı içerik bile olsa yani baktığınız zaman atıyorum betonarme bir dersi sallıyorum. A üniversitesinde de içerik aynı gözüküyor baktığınız zaman ders programına. B üniversitesinde de ancak bunun işleniş tarzı çok farklı olabilir. Bir tarafta ezbere bir şekilde şu şudur bu budur, x yerine şunu koyacaksınız, y yerine bunu koyacaksınız, şöyle olacak böyle olacak diye anlatırlarken diğer tarafta o formüllerin, modellerin temeline inerek ne olduğunu, davranışı çok daha iyi anlatarak o konular işleniyor. Aynı içerik bile olsa aynı eğitim, aynı bilgiler öğretilmiyor dünyanın her yerinde.Teorik ve Pratik Eğitimin Dengesi
İyi üniversiteler çok daha teoriye dayalı. Teoriye dayalı demek sadece teorik değil. Teorik artı pratik. Bu ikisini birleştirerek öğretiyorlar. Sadece pratiğe dayalı bir eğitim iyi bir eğitim değil. Oldukça ağır bir şekilde dünyanın en iyi üniversiteleri teorik bilgi de veriyor. Bu bakımdan Türkiye'deki teorik bilgi önemsiz, önemli olan pratik bilgi ya da işte zaman kaybı gibi argümanlar, fikirler de tamamen zırva. İyi bir mühendis teorik modellere hakim olmalı. Betonarmede de, zemin davranışında da, çelik yapılarda da, her alanda o modellere, yaptığı hesapların arkasındaki modellere hakim olmalı. Bu sayede çok daha iyi bir tasarım yapabilir ve yaptığı tasarıma hakim olabilir. Öbür türlü sadece ezbere bir şeyler yapıyorsunuz. O aslında mühendislik değil. Mühendis dediğiniz kişi tasarım yapar. Teknisyene kaçıyor. O ezbere formüllere sayılar yazıp çıkan şeyi direkt olarak tasarıma, tırnak içinde tasarım, burada uygulamak, o teknisyen de değil tam ama, yani teknisyenle mühendis arasında. Yani iyi bir mühendis tasarım yapar ve o yaptığı tasarıma hakimdir, bunun için de dediğim gibi teorik modellere hükmetmesi gerekiyor alanında.Mühendislik ile Teknisyenlik Arasındaki Fark
Dünyanın önünde gelen mühendisler için de geçerli bu dediğim. Hani Türkiye'de çok örneği var mıdır bu dediğimi bilmiyorum ama yurt dışındaki iyi mühendisler o alandaki profesörlerle 3 aşağı 5 yukarı aynı bilgi seviyesine sahiptir.Bill Baker Örneği: Teoriye Hakimiyet
Şöyle bir örnek de verebilirim. Bill Baker'ın, Burj Khalifa bilmiyorsanız Bill Baker kim? Burj Khalifa'nın tasarımını yapan mühendis olarak söyleyeyim size. O kişinin bir seminerine katılmıştım. O kişi mesela örnek olarak söylüyorum bunu o teorik bilgi önemsizdire. O kişi o seminerde, bürosunda yaptıkları araştırmaları daha iyi anlatıyordu bize ve araştırmalardan biri daha çok çok niş bir şekilde araştırılan üniversitelerde bir konuydu ve o konuda uzman kişileri arıyorlarmış dünyada. Yani en önde gelen kim var, kim bize bu konuda yardım edebilir tarzında ve ETH Zürich'teki bir profesörün ismini vermişler ona ve o yaptığı araştırma, büroda yaptığı araştırmayı tasarımlarında kullandığının örneklerini bize gösterdi. Yani bu bakımdan sadece o teorik modellere hakim olma konusu zaten çoktan aşıldı. Yani mühendislerin teoriye hakim olma konusu artık mühendisler, iyi mühendisler, iyi mühendislik büroları, dünya çapındaki iyi en iyiler. Kendi içlerinde araştırmalar yapıp yeni bilgiler üretmeye çalışıyorlar ve bunları tasarımlarında kullanıyorlar. Bu bakımdan hani teorik bilgi önemsizdir, pratik bilgi önemli, zaman kaybıdır. Maalesef kötü mühendislerin argümanları bunlar. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, iyi bir mühendis olmak istiyorsanız bu tarz argümanlara kulak asmamanız gerekiyor. Kulaklarınızı bunlara tıkayın. Argümanları ve o argümanları sunan kişileri kaale almamanızı tavsiye ediyorum. Kendinizi geliştirmek ve iyi bir mühendis olmak istiyorsanız.Türkiye ile Almanya/İsviçre Eğitiminin Karşılaştırılması
Dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor ya da gelecek olursam ben eğitimimi Almanya'da ve İsviçre'de aldım. Türkiye'deki ders notlarına baktığım zaman Türkiye'deki şekilde bizi öğrenmedik. Betonarmede örnek olarak daha ilk betonarme konularından başlayacak olursak kafes kiriş analojisi ile öğrendik biz bu betonarme davranışı. Türkiye'de ben kafes kiriş analojisi anlatıldığını daha bir ders notunda denk gelmedim. Derin kiriş konusu Uğur Ersoy'un kitabında denk geldim ve o kitapta şöyle bir şekilde açıklanmıştı o. Çok kısa bir bölüm ayrılmış zaten. Bu derin kiriş konusunun çok ileri seviye bir tem olduğunu yüksek lisansta hatta doktora seviyesinde öğrenilmesi gerektiğini yazmış Uğur Ersoy kitabında ancak ben kendi deneyimlerimden söyleyebilirim ki Almanya'da ve İsviçre'de daha lisans seviyesinde betonarme 1'e denk gelecek derslerde kafes kiriş analojisi ders veriliyor. O analoji anlatılıyor. Daha lisan seviyesinde o kafes kiriş analojisi temelleri ve örnekleri anlatılıyor. Bu bakımdan ülkenin en iyi, en ünlü betonarme profesörünün bile söylediğinin ne kadar vizyoner olduğuna baktığımız zaman diğer mühendisleri de anlayabiliyoruz o teori konusunda ki o teorik bilgi konusundaki yorumlarını bu bakımdan acı bir şekilde söyleyebilirim ki Avrupa ile Türkiye'deki bu anlayışı karşılaştırdığım zaman. Geceyle gündüz gibi bir fark var eğitim konusunda. Yani vizyon bakımından bir taraf tamamen teorik eğitim yani tamamen derken teorik eğitim temelli bir eğitimi ön planda tutarken Türkiye'de mühendisler pratik bilgiyi ön planda tutuyor.Türk Kaynaklarından Kaçınma Tavsiyesi
Bu yanlış. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu bakımdan benim tavsiyem sizlere Türk kaynaklarını kullanmayın. Türk kaynağı olarak ben gerçekten iyi diyebileceğim bir kaynak daha okumadım alanımda yani inşaat mühendisliğinde ve betonarmede, çelik yapılarda, zemin dinamiğinde, geoteknikte artık neyse. Yine bu teorik eğitim konusuna bir örnek verecek olursam ve dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor argümanına bir örnek verecek olursam kendi eğitimimden, kendi deneyimlerimden yine. Çelik yapılarda, betonarmede, tünel yapımı dersi vardı mesela yüksek lisansta bizde. Buralarda biz makalelerden dersler işledik. Çünkü bazı konularda kitap yok. Kitap olmadığı için bize makale veriliyor. O makaleleri biz bastırıp, o makaleleri okuyarak, o makalelerden ders çalışarak derslerin sınavlarına hazırlanmıştık. Çünkü dediğim gibi kaynak yok. Daha çok yeni temalar bunlar. Öğrendiğimiz bazı şeyler. Bu bakımdan hani iyi üniversiteyle kötü üniversite farkına girecek olursak iyi üniversitede çok daha yeni bilgileri öğrenme fırsatınız var. Kötü üniversitelerde belki 20 yıllık, 30 yıllık bilgileri öğreniyorsunuz en yeni olarak. İyi üniversitelerde o profesörlerin yaptığı araştırmaları dahi birebir 1-2 sene önce yaptığı araştırmaları derslere koydukları dahi oldu benim kendi deneyimimden söyleyecek olursam. Bu bakımdan iyi üniversite kötü üniversite farkı da, tarz bir farkı da var. Üniversite dediğiniz şey zaten bilgi üretilen kurumdur. Üniversite dediğiniz yer yüksek lise değildir. Yani öğrencilerin gidip sıralara oturup bir tane öğretmenin gelip size ders anlattığı yer değildir.Üniversitenin Asıl Görevi: Bilgi Üretmek
Üniversitede profesörün ana görevi yeni bilgi üretmektir. Ve bu yeni ürettiği ve o alandaki genel bilgileri öğrencilere, diğer nesillere, gelecek nesillere aktarmaktır ikinci göreve. İkincil görevi adı diyeyim. Ama ana görevi yeni bilgi üretmektir. Bu bakımdan Türkiye'de iyi üniversite var mı derseniz bana, bana göre iyi diye bir üniversite Türkiye'de yok.Türkiye'de İyi Üniversite Yok mu?
Bu bakımdan öğrencilere de verdiğim kendi tavsiyem, yani kendi görüşüm, katılırsınız, katılmazsınız bilemem. Türkiye'de okuyacağınıza gidin yurt dışında Avrupa'da Amerika'da Avustralya'da artık nerede yaşamak istiyorsanız bir üniversite belirleyin o ülkelerdeki iyi üniversitelerden birini ve okuyun ülkede Türkiye'de aldığınız eğitimden çok çok daha iyi bir eğitim alacaksınız. Tabi ki bu podcastı dinleyen her öğrencinin böyle bir lüksü yok. Bunu biliyorum. Böyle lüksü olmayan öğrenciler de şunu deneyebilir. Lisansı Türkiye'de yapabilir. Lisans süresince oldukça iyi çalışarak, oldukça iyi bir öğrenci olarak, çok çalışarak, iyi bir öğrenci olarak burs bulmayı ve yüksek lisans ile yurt dışındaki üniversitelere gitmeyi hedef koyabilir kendisine ve bu hedef doğrultusunda çalışabilir. Ancak dediğim gibi benim ana tavsiyem, esas tavsiyem iyi bir üniversitede okuyun ve bunu Türkiye'de iyi bir üniversite olmadığı için mecburen yurt dışında yapmak zorundasınız.Yüksek Lisansın Şart Olması
Yüksek lisans mutlaka ama mutlaka yapın. Yüksek lisans yapmadan tam olarak bir mühendis değilsiniz. Çünkü lisans dediğiniz program o alandaki genel bilgileri size veren bir program. ve bir alanda uzmanlaştırmayan o alandaki birçok alandan temel bilgileri veren bir program. Yani inşaat mühendisliği lisans programına baktığınızda zemin mekaniği görüyorsunuz, çelik yapılar görüyorsunuz, betonarme görüyorsunuz, su yapıları görüyorsunuz, ne bileyim yol, ulaştırma vs. dersleri görüyorsunuz. Bunların hepsi temel dersler ve inşaat mühendisliğinin farklı alanlarının dersleri. Yüksek lisansta ise bir uzmanlık alanını seçiyorsunuz. Atıyorum yapı, geoteknik, işletme neyse artık o alandaki dersleri görüyorsunuz sadece. O alanda size gereken bilgileri görüyorsunuz. Bu bakımdan ileri seviye bilgileri de en iyi, en güvenilir kaynaklardan öğrenmek için yüksek lisans yapmanız şart.Yabancı Dilin Önemi
Ve belki de en başta söylemem gereken bir şey yabancı dil konusu. Eğer İngilizce bilmiyorsanız iyi bir mühendis olma şansınız sıfır artık günümüzde öyle bir şey yok. İngilizce bilmeyen kişinin sadece Türkçe bilen kişi bu arada bu Türkçe dediğim için yani Almanca, Alman mühendisi belki iyi mühendis olabilir İngilizce bilmeden. Fransız olabilir ancak Türk olamıyor çünkü Türkiye'de kaynak yok. Türkiye'de bilgi üretilmiyor. Bu bakımdan mutlaka ama mutlaka İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşabilmeli ve ileri seviye İngilizceye sahip olmanız gerekiyor C1 minimum. Alanınızdaki kaynakları okuyabilip anlayabilecek seviyede olmalısınız. O alandaki kişilerle sohbet edebilecek alanınızda ve tartışma yapabilecek seviyede olmalısınız. İngilizce yanına bana sorarsanız ikinci bir yabancı dil eklemenizi de tavsiye ederim. Bu belki Türkiye için bir tık lükse kaçıyor. Ancak Almanca örneğini vereceğim. Kendim hem İngilizce hem Almanca biliyorum ileri seviyede. Bu nedenle İngilizce'de olmayıp Almanca'da olan muazzam kaynaklara erişimim var. Almanca'da hem geoteknikte olsun hem yapı alanında, betonarmede, çelik yapılarda vs. olsun muazzam kaynaklar var. İngilizce'de bulamayacağınız kaynaklar o kadar güzel kaynaklar. Bunlardan mahrum olacaktım ben eğer Almanca bilmeseydim. Belki Fransızca bilsem Fransızların da aynı Almanca'da olduğu gibi başka dillerde olmayan muazzam kaynakları var. Bunları bilmiyorum. Veya İspanyolca'da. Bu bakımdan hani illa Almanca öğrenin demiyorum. İngilizce yanına ikinci bir yabancı dili de ileri seviyeye eklemeniz size muazzam şeyler katar. Hem özel hayatınızda, kendi normal hayatınızda hem de kariyerinizde.Türk Öğrencisinin Bahane Kültürü
Bir de Türk öğrencisinde çok gördüğüm bir şey var. Türk öğrencisi bahane üretmek dışında bir şey yapmıyor bana göre. Bu bahaneler neler? Sınavdan kalıyor, kötü not alıyor, hoca bana tak, biz bu konuları işlemedik, ne zaman öğretildi vs. vs. Yani bir ton bahane. Üniversite dediğiniz yer artık gerçek dünyaya açıldığınız yerdir. Yani gerçek dünyaya açıldığınız derken artık lise değil burası. Okul, yani bir öğretmenin size gelip bir şey öğrettiği veya öğretme zorunluluğu olduğu bir ortamda değilsiniz. Üniversite dediğiniz yerde o bilgiyi siz edineceksiniz. Profesörün gelip anlatması veya anlatmaması gerekmiyor. Anlatılıyor çoğunlukla, bilgiler anlatılmıyor demiyorum. Ancak anlatılmadığı durumlarda da bu bilgiyi edinmekte siz hükümlüsünüz çünkü artık yetişkin bireylersiniz, çocuk değilsiniz. Ve artık iş dünyasına atılmanız gereken dönemlere giriyorsunuz ve onun hazırlığını yapıyorsunuz. İş dünyasında kimse size gelip bir şeyler öğretmeyecek, o bilgi sizden talep edilecek. O bilmeniz gereken bilgiyi sizin öğrenmeniz gerekiyor.Üniversite Hayatının İş Disiplinine Hazırlığı
Üniversitede de iş dünyasında da bu bakımdan derslerden kalıyorsanız, kötü not alıyorsanız vs. bu sizin suçunuz. Bahane üretmeyi bırakıp çalışmanız gerekiyor. Üniversitede tabiri caizse eşek gibi çalışmanız gerekiyor. Ben eşek gibi çalıştım. Bu eşek gibi çalıştığım için iyi bir mühendisim bugün. Eşek gibi çalışmayıp, bahaneler üreterek, ders çalışmayarak bugün bulunduğum konumda olabileceğimi sanmıyorum. Şu anda bulunduğum kadar iyi bir mühendis olabileceğimi ben sanmıyorum. Bu bakımdan Türk öğrencisi gördüğüm kadarıyla üniversiteye gidiyorum diyor, okuyorum diyor, derse gidiyor, dersten çıkınca çıkıp direkt atıyorum ya arkadaşlarıyla buluşuyor ya da gidip bilgisayar oyunları oynuyor. Yani ya kafelerde vesaire takılıyor sürekli ya da bilgisayar oyunları oynuyor bunları yapmayın demiyorum yapın ancak siz üniversite öğrencisiyseniz sizin mesleğiniz öğrencilik. Nasıl ki iş hayatında belli bir mesai saatiniz var, sabah 9, akşam 6 ya da 8, 5 neyse, öğrencilikte de bu tarz bir mesai saatinizin olması gerekiyor. Yani boş vaktiniz öyle deli gibi yok, dersim yok, boş vaktim yok, sınavım yok, vaktim boş değil. Okuduğum okullardan örnek vereyim size, sadece kendimle değil genel anlamda, öğrenciler artık dönemin 3. 4. haftasından itibaren sabah okula gelirlerdi. Oldukça büyük ders çalışma salonları var, masaları var herkesin orada, dolapları vs. var. Kişiler oraya mini buzdolapları da getirebiliyordu öğrenciler, kahve makineleri getiriyordular orada çalıştıkları için sürekli gün boyu, daha rahat çalışmak için ve sabah 8-9 artık 10 ya da en kötü o saatlerde öğrenciler gelip akşam 5-6'ya kadar orada tabii ki molalar vererek, tabii ki arada arkadaşlarıyla sohbet ederek genelde ders çalışıyordular veya yapmaları gereken projeler varsa onları yapıyordular. Ders tekrar yapıyordular sınavları olmasa dahi. Sizin üniversitenizde bu tarz imkan olmayabilir, böyle büyük salonlar olmayabilir, dolaplar olmayabilir herkes özel ancak siz bunu kendi evinizde yapabilirsiniz. Bu bakımdan eğer ki üniversite öğrencisiyseniz dersiniz yok diye boş vaktiniz var demek olmuyor bu. Sizin o derste öğrendiklerinizi tekrar etmeniz ve başka kaynaklardan aynı konuyu belki okumanız gerekiyor. Ben açıkçası o şekilde çok daha detaylı bilgilere ulaştım. Betonarme 1 dersi mi alıyorsunuz? Çelik yapılar dersi mi alıyorsunuz? Açın o dersle ilgili işlediğiniz bölümü bir kitaptan bir de o kitaptan okuyun. O kitap ama bu arada iyi bir kitap olması gerekiyor. Yani üniversite öğrencisiyseniz bunun hakkını vermeniz gerekiyor iyi bir mühendis olmak için bunu anlatmaya çalışıyorum size.Kişisel Kütüphane Oluşturma Tavsiyesi
7-24 ders çalışmanız gerekmiyor. Tabi ki boş zamanınız olacak, tabi ki eğlendiğiniz, gezdiğiniz olacak ama üniversite öğrencisi olduğunuzu ve bir hedefiniz varsa o hedefiniz olduğunu unutmamanız gerekiyor. Yani benim çalışma programım hafta içi hardcore ders çalışmakta hafta sonu eğlenceye ayırmak. Cumartesi ve pazar akşamları hatta benim cumartesi akşamı arkadaşlarım dışarı çıkmak için çağırdığı halde çıkmayıp ders çalıştığım akşamlarım doldu. Bu bakımdan iyi bir mühendis olmak fedakarlık istiyor. Bu boş zamanınızdan olabilir. Uykunuzdan fedakarlık yapmanızı önermiyorum. Uyku iyi bir eğitim için, zinde bir beyin için gerekli. Uykunuzdan fedakarlık yapmayın ama eğlencenizden birkaç sene fedakarlık yapmak size hayatınızın geri kalanına çok daha iyi bir kariyer fırsatı sunacaksa bence o fedakarlık yapılmalı. Bunu iyi tartmanız gerekiyor. Kendiniz karar verin. Bir mühendislik öğrencisi olarak daha ilk senelerden ben bir kütüphane oluşturmaya başladım. Atıyorum mekanik dersimi görüyordum ilk dönemlerimde, statik mekanik. Mesela mekanik kitabı aldım kendime iyi denilen, o alanda en iyi denilen. O kitaplardan da öğrendim. Üniversitede profesörün skripti vardı onun haricinde bir de oradan okudum. Oradaki örnekleri çözdüm veya işte ve bir kütüphane oluşturdum kendime daha üniversitenin başından itibaren. Buna her sene işte o dönem aldığım derslerdeki o alandaki iyi kitapları ekleyerek gittim ve şu an dönüp baktığımda belli bir boyutta bir kütüphanem var. Bir bilgi gerektiği zaman o kütüphaneye dönüp kitaplara erişebiliyorum. O kitaplarda o bilgiler hala duruyor. Ben hala daha ders notlarımı saklıyorum. Kullandığımı en son ne zaman hatırlamıyorum ama hala duruyor. Kariyerinizin başında bence bir kütüphane oluşturun. Kütüphane oluşturmanız aslında gerekli. Ders notlarını saklamak bir tık abartı olabilir. Orası size kalmış ama mutlaka kütüphane oluşturun ve bu kütüphanenizde Türkçe kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklar bulunsun İngilizce veya başka bir yabancı dil konuşabiliyorsanız o dildeki alanınızdaki önde gelen kitapları bulundurun. Biliyorum pahalı yabancı kaynaklar ancak iyi bir mühendis olmak için yatırım yapmanız gerekiyor. Kendinize yatırım yapıyorsunuz ve kendinize yaptığınız yatırım en iyi geri dönüşü olan yatırımdır. Yani atıyorum 25-26-27 yüksek lisansla birlikte yaşında mezun olacaksınız. 60-65 yaşına kadar çalışacaksınız. Eğer ki iyi bir mühendis olursanız bu süre zarfında size kariyerinizin veya eğitim hayatınızın başında yaptığınız yatırımlar çok daha fazla geri dönüş olacak. Bu bakımdan kendinize yatırım yapmaktan kaçınmayın. Bu kitaplar olabilir alanınızdaki örnek olarak. Türkçe kitapları niye önermiyorum derseniz, Türkçe kitaplar benim rafımda bulunuyor, o alandaki en çok önerilen kitaplar, bazılarını yarısını veya yarısından fazlasını çöpe attım, çok yer kaplıyorlar diye, boşuna yer kaplıyorlar diye, o kadar rezil kitaplardı bazıları. açıkçası ben önermiyorum birkaç tane önerebileceğim, okey diyebileceğim yapı alanında kitap var Türkçe kaynak olarak. ancak bunların da yabancı kaynaklarla kıyasladığım zaman çok iyi veya iyi kaynaklar olarak söyleyebilir miyim meçhul. çok iyi kaynaklar olduğunu söyleyemem Türkçe'de iyi kaynaklar olduğunu sadece en iyi birkaç kaynağı okey diyebilirim. O bakımdan benim tavsiyem Türkçe kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklara yönelmeniz durumunuz varsa ekonomik olarak onları elde edebilecek.Üniversite Üzerinden Ücretsiz Kaynaklara Erişim
Belki bilmiyorsunuz üniversitenizin yayın evleriyle anlaşmaları oluyor. Bu yayın evlerinin yayınladığı kitapların pdf'lerine ücretsiz bu üniversitenizin bağlantısıyla ücretsiz olarak erişebiliyorsunuz. Kütüphanenize gidip bunları sorabilirsiniz kütüphane çalışanların onlar sizi yönlendirecektir. Zaten derslerde vs. bu ilk derslerde veya işte üniversitenin ilk gününde bu bilgilerin size verilmiş olması gerekiyordu. Belki verilmemiş diye verilmemiştir diye ben söylüyorum burada. Ücretsiz olarak pdf'lerine bazı yayın evlerinin ulaşabiliyorsunuz. Çok güzel kitaplar elde edebilirsiniz bu sayede ücretsiz olarak pdf şeklinde ve birçok makaleye veya işte makalelerinin hemen hemen tamamına belki ulaşabilirsiniz bu üyelikler sayesinde. Bu üyeliklerin size hiçbir maliyeti yok. Üniversite karşılıyor bunları. Üniversite toplu olarak anlaşma yapıyor. Benim öğrencilerime bunu sağla. Sana şu kadar para veriyorum tarzı bir anlaşma düşünün. Siz de o üniversite öğrencisiyseniz ücretsiz olarak bu bağlantılardan, bu kaynaklardan yararlanabiliyorsunuz. Hem makale için hem kitapları için bu yayın evlerinin. Unutmayın gidip benle çalışanınızla konuşun. Onun haricinde Springer diye bir yayın evi var. Bu Springer Link olarak geçiyor. Bu yayın evinin bu üyeliği eğer sizin üniversitenizde varsa. adını unuttum My Copy sanırım kitapların adı. My Copy kitaplarını gerçek akademik kitapları 25-30 euro civarına alıyorsunuz. Dersiniz ki diyebilirsiniz ki şimdi 25-30 euro çok pahalı. O kitapların orijinali 120-150 euroları dahi bulabiliyor. Bu bakımdan 25-30 eurolar oldukça uyguna denk geliyor aslında ama Türkiye şartlarında bunlar dahi oldukça pahalı olabilir. Bir şey diyemiyorum. Sadece almak isterseniz oraya bakabilirsiniz ve bazı kitapların My Copy kopyaları bulunuyor. Bu My Copy de tam olarak birebir size kitabı vermiyor. Siyah beyaz basımını yolluyordu yanlış hatırlamıyorsam. O tarz bir şey olmalı ama 25-30 liraya yani 150 liralık kitapları 25-30 lira civarında elde edebiliyorsunuz."Okulda Öğrenilenler Kullanılmayacak" Yanılgısı
Son olarak da yine bir argüman var, bir söylenen bir söz var. Bu genelde başarısız öğrencilerin veya başarısız kişilerin söylediği bir argüman. Okulda öğrenilenleri zaten kullanmayacağız iş hayatında. Böyle bir şey yok. Bunu diyen kişi ya üniversitede rezil bir üniversite eğitimi geçirmiştir ya da çalıştığı yerde mühendislik yapmıyordur. İyi bir üniversiteden mezun olup gerçekten mühendislik yaptığı bir işte okulda öğrenilenleri zaten kullanmayacağız diye bir şey yok. Okulda öğrendiklerinizi birebir kullanıyorsunuz, üzerine ekstra bilgiler geliyor. Yani okulda öğrenenler zaten boş diye bir şey yok, okulda öğrenilenleri seve seve öğrenmek zorundasınız. Okulda öğrenmezseniz iş hayatında öğrenmek zorundasınız, gerçekten mühendislik yapacaksanız. Bu bakımdan okulda derslerinize gereken özeni vermeniz gerekiyor. Şu anda aklıma gelen veya not ettiğim başka tavsiye kalmadı.Kapanış
Bu konuda sormak istediğiniz başka bir şey varsa onları sosyal medya hesaplarım üzerinden sorabilirsiniz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.Bu kategoride bölüm bulunamadı.
Tam Transkript
Giriş
Merhaba, Yapısal Podcast'in 8. bölümüne hoş geldiniz. Bu bölümde teknik bir konuyu tartışmaktan ziyade mühendislik öğrencilerine tavsiyeler vereceğim. Genelde öğrenciler bana yazdığı zaman iyi bir mühendis nasıl olurum veya kendimi nasıl geliştiririm tarzı sorular yöneltiyorlar. ve en çok sorulan soruların başında geldiği için bana sorulan sorulardan bu konuda bir podcast çekmeyi düşündüm.
Üniversite Seçiminin Önemi
İlk olarak üniversiteyle başlamak istiyorum. Üniversite fark eder mi? Her şey üniversite neredeyse bana göre. İyi bir üniversitede okuyorsanız kendinizi geliştirmek denilen şeyin zaten çoğunu o üniversite size zorunlu olarak veriyor. Türkiye'de mühendislere bakıyorum kendini geliştirme adı altında bazı şeyler öğreniyorlar ancak zaten iyi bir eğitim almış olsa o kişiler o kendini geliştirmek dedikleri şeylere sahip olmaları gerekiyordu daha mezun olurken. Bu bakımdan üniversite sizin kendinizi geliştirmeniz için en önemli adım. İyi bir üniversitede okuyorsanız üniversiteniz sizi oldukça ileri taşıyor. Kötü üniversitede okuyacağınız halinize göre. Bu demek değil ki iyi bir üniversitede okuyorsanız kendinizi geliştirmenize gerek yok. Hayır var. Sadece siz üniversiteden aldığınızın üzerine daha ileri seviye konular ekleyebilirsiniz, bilgiler ekleyebilirsiniz. Böyle bir avantajınız var. Diğer kötü üniversitede okuyanlar öncelikle sizin mezun olmuş halinize yetişmeleri gerekiyor. O mezun olmuş halinize yetişecekler. Ondan sonra sizin kendinizi geliştirdiğiniz kısmınıza yetişmeye çalışacaklar. Bu bakımdan üniversite hayatı rol oynuyor.
Kötü Üniversiteden İyi Mühendis Olunur mu?
Yani kötü bir üniversiteden mezun olup iyi bir mühendis olmak mümkün müdür? Teori de mümkün ancak pratikte kaç kişi bunu yapar veya yapabilir? Size en çok etkisi olacak parametrelerden biri yani iyi bir üniversite. İyi üniversite kötü üniversite arasında farkı yok. Argümanı için dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor gibi bir argümanla gelenler var. Öncelikle böyle bir şey yok. Dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretilmiyor. Aynı içerik bile olsa yani baktığınız zaman atıyorum betonarme bir dersi sallıyorum. A üniversitesinde de içerik aynı gözüküyor baktığınız zaman ders programına. B üniversitesinde de ancak bunun işleniş tarzı çok farklı olabilir. Bir tarafta ezbere bir şekilde şu şudur bu budur, x yerine şunu koyacaksınız, y yerine bunu koyacaksınız, şöyle olacak böyle olacak diye anlatırlarken diğer tarafta o formüllerin, modellerin temeline inerek ne olduğunu, davranışı çok daha iyi anlatarak o konular işleniyor. Aynı içerik bile olsa aynı eğitim, aynı bilgiler öğretilmiyor dünyanın her yerinde.
Teorik ve Pratik Eğitimin Dengesi
İyi üniversiteler çok daha teoriye dayalı. Teoriye dayalı demek sadece teorik değil. Teorik artı pratik. Bu ikisini birleştirerek öğretiyorlar. Sadece pratiğe dayalı bir eğitim iyi bir eğitim değil. Oldukça ağır bir şekilde dünyanın en iyi üniversiteleri teorik bilgi de veriyor. Bu bakımdan Türkiye'deki teorik bilgi önemsiz, önemli olan pratik bilgi ya da işte zaman kaybı gibi argümanlar, fikirler de tamamen zırva. İyi bir mühendis teorik modellere hakim olmalı. Betonarmede de, zemin davranışında da, çelik yapılarda da, her alanda o modellere, yaptığı hesapların arkasındaki modellere hakim olmalı. Bu sayede çok daha iyi bir tasarım yapabilir ve yaptığı tasarıma hakim olabilir. Öbür türlü sadece ezbere bir şeyler yapıyorsunuz. O aslında mühendislik değil. Mühendis dediğiniz kişi tasarım yapar. Teknisyene kaçıyor. O ezbere formüllere sayılar yazıp çıkan şeyi direkt olarak tasarıma, tırnak içinde tasarım, burada uygulamak, o teknisyen de değil tam ama, yani teknisyenle mühendis arasında. Yani iyi bir mühendis tasarım yapar ve o yaptığı tasarıma hakimdir, bunun için de dediğim gibi teorik modellere hükmetmesi gerekiyor alanında.
Mühendislik ile Teknisyenlik Arasındaki Fark
Dünyanın önünde gelen mühendisler için de geçerli bu dediğim. Hani Türkiye'de çok örneği var mıdır bu dediğimi bilmiyorum ama yurt dışındaki iyi mühendisler o alandaki profesörlerle 3 aşağı 5 yukarı aynı bilgi seviyesine sahiptir.
Bill Baker Örneği: Teoriye Hakimiyet
Şöyle bir örnek de verebilirim. Bill Baker'ın, Burj Khalifa bilmiyorsanız Bill Baker kim? Burj Khalifa'nın tasarımını yapan mühendis olarak söyleyeyim size. O kişinin bir seminerine katılmıştım. O kişi mesela örnek olarak söylüyorum bunu o teorik bilgi önemsizdire. O kişi o seminerde, bürosunda yaptıkları araştırmaları daha iyi anlatıyordu bize ve araştırmalardan biri daha çok çok niş bir şekilde araştırılan üniversitelerde bir konuydu ve o konuda uzman kişileri arıyorlarmış dünyada. Yani en önde gelen kim var, kim bize bu konuda yardım edebilir tarzında ve ETH Zürich'teki bir profesörün ismini vermişler ona ve o yaptığı araştırma, büroda yaptığı araştırmayı tasarımlarında kullandığının örneklerini bize gösterdi. Yani bu bakımdan sadece o teorik modellere hakim olma konusu zaten çoktan aşıldı. Yani mühendislerin teoriye hakim olma konusu artık mühendisler, iyi mühendisler, iyi mühendislik büroları, dünya çapındaki iyi en iyiler. Kendi içlerinde araştırmalar yapıp yeni bilgiler üretmeye çalışıyorlar ve bunları tasarımlarında kullanıyorlar. Bu bakımdan hani teorik bilgi önemsizdir, pratik bilgi önemli, zaman kaybıdır. Maalesef kötü mühendislerin argümanları bunlar. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız, iyi bir mühendis olmak istiyorsanız bu tarz argümanlara kulak asmamanız gerekiyor. Kulaklarınızı bunlara tıkayın. Argümanları ve o argümanları sunan kişileri kaale almamanızı tavsiye ediyorum. Kendinizi geliştirmek ve iyi bir mühendis olmak istiyorsanız.
Türkiye ile Almanya/İsviçre Eğitiminin Karşılaştırılması
Dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor ya da gelecek olursam ben eğitimimi Almanya'da ve İsviçre'de aldım. Türkiye'deki ders notlarına baktığım zaman Türkiye'deki şekilde bizi öğrenmedik. Betonarmede örnek olarak daha ilk betonarme konularından başlayacak olursak kafes kirişKirişAğırlıklı olarak eğilme momenti ve kesme kuvveti taşıyan, döşeme yüklerini kolon veya perdelere aktaran yatay taşıyıcı eleman. analojisi ile öğrendik biz bu betonarme davranışı. Türkiye'de ben kafes kiriş analojisi anlatıldığını daha bir ders notunda denk gelmedim. Derin kiriş konusu Uğur Ersoy'un kitabında denk geldim ve o kitapta şöyle bir şekilde açıklanmıştı o. Çok kısa bir bölüm ayrılmış zaten. Bu derin kiriş konusunun çok ileri seviye bir tem olduğunu yüksek lisansta hatta doktora seviyesinde öğrenilmesi gerektiğini yazmış Uğur Ersoy kitabında ancak ben kendi deneyimlerimden söyleyebilirim ki Almanya'da ve İsviçre'de daha lisans seviyesinde betonarme 1'e denk gelecek derslerde kafes kiriş analojisi ders veriliyor. O analoji anlatılıyor. Daha lisan seviyesinde o kafes kiriş analojisi temelleri ve örnekleri anlatılıyor. Bu bakımdan ülkenin en iyi, en ünlü betonarme profesörünün bile söylediğinin ne kadar vizyoner olduğuna baktığımız zaman diğer mühendisleri de anlayabiliyoruz o teori konusunda ki o teorik bilgi konusundaki yorumlarını bu bakımdan acı bir şekilde söyleyebilirim ki Avrupa ile Türkiye'deki bu anlayışı karşılaştırdığım zaman. Geceyle gündüz gibi bir fark var eğitim konusunda. Yani vizyon bakımından bir taraf tamamen teorik eğitim yani tamamen derken teorik eğitim temelli bir eğitimi ön planda tutarken Türkiye'de mühendisler pratik bilgiyi ön planda tutuyor.
Türk Kaynaklarından Kaçınma Tavsiyesi
Bu yanlış. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bu bakımdan benim tavsiyem sizlere Türk kaynaklarını kullanmayın. Türk kaynağı olarak ben gerçekten iyi diyebileceğim bir kaynakKaynakİki çelik parçanın, ergiyen kaynak metaliyle kaynaşarak kalıcı ve tek parça haline getirilmesi işlemi. daha okumadım alanımda yani inşaat mühendisliğinde ve betonarmede, çelik yapılarda, zemin dinamiğinde, geoteknikte artık neyse. Yine bu teorik eğitim konusuna bir örnek verecek olursam ve dünyanın her yerinde aynı bilgiler öğretiliyor argümanına bir örnek verecek olursam kendi eğitimimden, kendi deneyimlerimden yine. Çelik yapılarda, betonarmede, tünel yapımı dersi vardı mesela yüksek lisansta bizde. Buralarda biz makalelerden dersler işledik. Çünkü bazı konularda kitap yok. Kitap olmadığı için bize makale veriliyor. O makaleleri biz bastırıp, o makaleleri okuyarak, o makalelerden ders çalışarak derslerin sınavlarına hazırlanmıştık. Çünkü dediğim gibi kaynak yok. Daha çok yeni temalar bunlar. Öğrendiğimiz bazı şeyler. Bu bakımdan hani iyi üniversiteyle kötü üniversite farkına girecek olursak iyi üniversitede çok daha yeni bilgileri öğrenme fırsatınız var. Kötü üniversitelerde belki 20 yıllık, 30 yıllık bilgileri öğreniyorsunuz en yeni olarak. İyi üniversitelerde o profesörlerin yaptığı araştırmaları dahi birebir 1-2 sene önce yaptığı araştırmaları derslere koydukları dahi oldu benim kendi deneyimimden söyleyecek olursam. Bu bakımdan iyi üniversite kötü üniversite farkı da, tarz bir farkı da var. Üniversite dediğiniz şey zaten bilgi üretilen kurumdur. Üniversite dediğiniz yer yüksek lise değildir. Yani öğrencilerin gidip sıralara oturup bir tane öğretmenin gelip size ders anlattığı yer değildir.
Üniversitenin Asıl Görevi: Bilgi Üretmek
Üniversitede profesörün ana görevi yeni bilgi üretmektir. Ve bu yeni ürettiği ve o alandaki genel bilgileri öğrencilere, diğer nesillere, gelecek nesillere aktarmaktır ikinci göreve. İkincil görevi adı diyeyim. Ama ana görevi yeni bilgi üretmektir. Bu bakımdan Türkiye'de iyi üniversite var mı derseniz bana, bana göre iyi diye bir üniversite Türkiye'de yok.
Türkiye'de İyi Üniversite Yok mu?
Bu bakımdan öğrencilere de verdiğim kendi tavsiyem, yani kendi görüşüm, katılırsınız, katılmazsınız bilemem. Türkiye'de okuyacağınıza gidin yurt dışında Avrupa'da Amerika'da Avustralya'da artık nerede yaşamak istiyorsanız bir üniversite belirleyin o ülkelerdeki iyi üniversitelerden birini ve okuyun ülkede Türkiye'de aldığınız eğitimden çok çok daha iyi bir eğitim alacaksınız. Tabi ki bu podcastı dinleyen her öğrencinin böyle bir lüksü yok. Bunu biliyorum. Böyle lüksü olmayan öğrenciler de şunu deneyebilir. Lisansı Türkiye'de yapabilir. Lisans süresince oldukça iyi çalışarak, oldukça iyi bir öğrenci olarak, çok çalışarak, iyi bir öğrenci olarak burs bulmayı ve yüksek lisans ile yurt dışındaki üniversitelere gitmeyi hedef koyabilir kendisine ve bu hedef doğrultusunda çalışabilir. Ancak dediğim gibi benim ana tavsiyem, esas tavsiyem iyi bir üniversitede okuyun ve bunu Türkiye'de iyi bir üniversite olmadığı için mecburen yurt dışında yapmak zorundasınız.
Yüksek Lisansın Şart Olması
Yüksek lisans mutlaka ama mutlaka yapın. Yüksek lisans yapmadan tam olarak bir mühendis değilsiniz. Çünkü lisans dediğiniz program o alandaki genel bilgileri size veren bir program. ve bir alanda uzmanlaştırmayan o alandaki birçok alandan temel bilgileri veren bir program. Yani inşaat mühendisliği lisans programına baktığınızda zemin mekaniği görüyorsunuz, çelik yapılar görüyorsunuz, betonarme görüyorsunuz, su yapıları görüyorsunuz, ne bileyim yol, ulaştırma vs. dersleri görüyorsunuz. Bunların hepsi temel dersler ve inşaat mühendisliğinin farklı alanlarının dersleri. Yüksek lisansta ise bir uzmanlık alanını seçiyorsunuz. Atıyorum yapı, geoteknik, işletme neyse artık o alandaki dersleri görüyorsunuz sadece. O alanda size gereken bilgileri görüyorsunuz. Bu bakımdan ileri seviye bilgileri de en iyi, en güvenilir kaynaklardan öğrenmek için yüksek lisans yapmanız şart.
Yabancı Dilin Önemi
Ve belki de en başta söylemem gereken bir şey yabancı dil konusu. Eğer İngilizce bilmiyorsanız iyi bir mühendis olma şansınız sıfır artık günümüzde öyle bir şey yok. İngilizce bilmeyen kişinin sadece Türkçe bilen kişi bu arada bu Türkçe dediğim için yani Almanca, Alman mühendisi belki iyi mühendis olabilir İngilizce bilmeden. Fransız olabilir ancak Türk olamıyor çünkü Türkiye'de kaynak yok. Türkiye'de bilgi üretilmiyor. Bu bakımdan mutlaka ama mutlaka İngilizceyi akıcı bir şekilde konuşabilmeli ve ileri seviye İngilizceye sahip olmanız gerekiyor C1 minimum. Alanınızdaki kaynakları okuyabilip anlayabilecek seviyede olmalısınız. O alandaki kişilerle sohbet edebilecek alanınızda ve tartışma yapabilecek seviyede olmalısınız. İngilizce yanına bana sorarsanız ikinci bir yabancı dil eklemenizi de tavsiye ederim. Bu belki Türkiye için bir tık lükse kaçıyor. Ancak Almanca örneğini vereceğim. Kendim hem İngilizce hem Almanca biliyorum ileri seviyede. Bu nedenle İngilizce'de olmayıp Almanca'da olan muazzam kaynaklara erişimim var. Almanca'da hem geoteknikte olsun hem yapı alanında, betonarmede, çelik yapılarda vs. olsun muazzam kaynaklar var. İngilizce'de bulamayacağınız kaynaklar o kadar güzel kaynaklar. Bunlardan mahrum olacaktım ben eğer Almanca bilmeseydim. Belki Fransızca bilsem Fransızların da aynı Almanca'da olduğu gibi başka dillerde olmayan muazzam kaynakları var. Bunları bilmiyorum. Veya İspanyolca'da. Bu bakımdan hani illa Almanca öğrenin demiyorum. İngilizce yanına ikinci bir yabancı dili de ileri seviyeye eklemeniz size muazzam şeyler katar. Hem özel hayatınızda, kendi normal hayatınızda hem de kariyerinizde.
Türk Öğrencisinin Bahane Kültürü
Bir de Türk öğrencisinde çok gördüğüm bir şey var. Türk öğrencisi bahane üretmek dışında bir şey yapmıyor bana göre. Bu bahaneler neler? Sınavdan kalıyor, kötü not alıyor, hoca bana tak, biz bu konuları işlemedik, ne zaman öğretildi vs. vs. Yani bir ton bahane. Üniversite dediğiniz yer artık gerçek dünyaya açıldığınız yerdir. Yani gerçek dünyaya açıldığınız derken artık lise değil burası. Okul, yani bir öğretmenin size gelip bir şey öğrettiği veya öğretme zorunluluğu olduğu bir ortamda değilsiniz. Üniversite dediğiniz yerde o bilgiyi siz edineceksiniz. Profesörün gelip anlatması veya anlatmaması gerekmiyor. Anlatılıyor çoğunlukla, bilgiler anlatılmıyor demiyorum. Ancak anlatılmadığı durumlarda da bu bilgiyi edinmekte siz hükümlüsünüz çünkü artık yetişkin bireylersiniz, çocuk değilsiniz. Ve artık iş dünyasına atılmanız gereken dönemlere giriyorsunuz ve onun hazırlığını yapıyorsunuz. İş dünyasında kimse size gelip bir şeyler öğretmeyecek, o bilgi sizden talep edilecek. O bilmeniz gereken bilgiyi sizin öğrenmeniz gerekiyor.
Üniversite Hayatının İş Disiplinine Hazırlığı
Üniversitede de iş dünyasında da bu bakımdan derslerden kalıyorsanız, kötü not alıyorsanız vs. bu sizin suçunuz. Bahane üretmeyi bırakıp çalışmanız gerekiyor. Üniversitede tabiri caizse eşek gibi çalışmanız gerekiyor. Ben eşek gibi çalıştım. Bu eşek gibi çalıştığım için iyi bir mühendisim bugün. Eşek gibi çalışmayıp, bahaneler üreterek, ders çalışmayarak bugün bulunduğum konumda olabileceğimi sanmıyorum. Şu anda bulunduğum kadar iyi bir mühendis olabileceğimi ben sanmıyorum. Bu bakımdan Türk öğrencisi gördüğüm kadarıyla üniversiteye gidiyorum diyor, okuyorum diyor, derse gidiyor, dersten çıkınca çıkıp direkt atıyorum ya arkadaşlarıyla buluşuyor ya da gidip bilgisayar oyunları oynuyor. Yani ya kafelerde vesaire takılıyor sürekli ya da bilgisayar oyunları oynuyor bunları yapmayın demiyorum yapın ancak siz üniversite öğrencisiyseniz sizin mesleğiniz öğrencilik. Nasıl ki iş hayatında belli bir mesai saatiniz var, sabah 9, akşam 6 ya da 8, 5 neyse, öğrencilikte de bu tarz bir mesai saatinizin olması gerekiyor. Yani boş vaktiniz öyle deli gibi yok, dersim yok, boş vaktim yok, sınavım yok, vaktim boş değil. Okuduğum okullardan örnek vereyim size, sadece kendimle değil genel anlamda, öğrenciler artık dönemin 3. 4. haftasından itibaren sabah okula gelirlerdi. Oldukça büyük ders çalışma salonları var, masaları var herkesin orada, dolapları vs. var. Kişiler oraya mini buzdolapları da getirebiliyordu öğrenciler, kahve makineleri getiriyordular orada çalıştıkları için sürekli gün boyu, daha rahat çalışmak için ve sabah 8-9 artık 10 ya da en kötü o saatlerde öğrenciler gelip akşam 5-6'ya kadar orada tabii ki molalar vererek, tabii ki arada arkadaşlarıyla sohbet ederek genelde ders çalışıyordular veya yapmaları gereken projeler varsa onları yapıyordular. Ders tekrar yapıyordular sınavları olmasa dahi. Sizin üniversitenizde bu tarz imkan olmayabilir, böyle büyük salonlar olmayabilir, dolaplar olmayabilir herkes özel ancak siz bunu kendi evinizde yapabilirsiniz. Bu bakımdan eğer ki üniversite öğrencisiyseniz dersiniz yok diye boş vaktiniz var demek olmuyor bu. Sizin o derste öğrendiklerinizi tekrar etmeniz ve başka kaynaklardan aynı konuyu belki okumanız gerekiyor. Ben açıkçası o şekilde çok daha detaylı bilgilere ulaştım. Betonarme 1 dersi mi alıyorsunuz? Çelik yapılar dersi mi alıyorsunuz? Açın o dersle ilgili işlediğiniz bölümü bir kitaptan bir de o kitaptan okuyun. O kitap ama bu arada iyi bir kitap olması gerekiyor. Yani üniversite öğrencisiyseniz bunun hakkını vermeniz gerekiyor iyi bir mühendis olmak için bunu anlatmaya çalışıyorum size.
Kişisel Kütüphane Oluşturma Tavsiyesi
7-24 ders çalışmanız gerekmiyor. Tabi ki boş zamanınız olacak, tabi ki eğlendiğiniz, gezdiğiniz olacak ama üniversite öğrencisi olduğunuzu ve bir hedefiniz varsa o hedefiniz olduğunu unutmamanız gerekiyor. Yani benim çalışma programım hafta içi hardcore ders çalışmakta hafta sonu eğlenceye ayırmak. Cumartesi ve pazar akşamları hatta benim cumartesi akşamı arkadaşlarım dışarı çıkmak için çağırdığı halde çıkmayıp ders çalıştığım akşamlarım doldu. Bu bakımdan iyi bir mühendis olmak fedakarlık istiyor. Bu boş zamanınızdan olabilir. Uykunuzdan fedakarlık yapmanızı önermiyorum. Uyku iyi bir eğitim için, zinde bir beyin için gerekli. Uykunuzdan fedakarlık yapmayın ama eğlencenizden birkaç sene fedakarlık yapmak size hayatınızın geri kalanına çok daha iyi bir kariyer fırsatı sunacaksa bence o fedakarlık yapılmalı. Bunu iyi tartmanız gerekiyor. Kendiniz karar verin. Bir mühendislik öğrencisi olarak daha ilk senelerden ben bir kütüphane oluşturmaya başladım. Atıyorum mekanik dersimi görüyordum ilk dönemlerimde, statik mekanik. Mesela mekanik kitabı aldım kendime iyi denilen, o alanda en iyi denilen. O kitaplardan da öğrendim. Üniversitede profesörün skripti vardı onun haricinde bir de oradan okudum. Oradaki örnekleri çözdüm veya işte ve bir kütüphane oluşturdum kendime daha üniversitenin başından itibaren. Buna her sene işte o dönem aldığım derslerdeki o alandaki iyi kitapları ekleyerek gittim ve şu an dönüp baktığımda belli bir boyutta bir kütüphanem var. Bir bilgi gerektiği zaman o kütüphaneye dönüp kitaplara erişebiliyorum. O kitaplarda o bilgiler hala duruyor. Ben hala daha ders notlarımı saklıyorum. Kullandığımı en son ne zaman hatırlamıyorum ama hala duruyor. Kariyerinizin başında bence bir kütüphane oluşturun. Kütüphane oluşturmanız aslında gerekli. Ders notlarını saklamak bir tık abartı olabilir. Orası size kalmış ama mutlaka kütüphane oluşturun ve bu kütüphanenizde Türkçe kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklar bulunsun İngilizce veya başka bir yabancı dil konuşabiliyorsanız o dildeki alanınızdaki önde gelen kitapları bulundurun. Biliyorum pahalı yabancı kaynaklar ancak iyi bir mühendis olmak için yatırım yapmanız gerekiyor. Kendinize yatırım yapıyorsunuz ve kendinize yaptığınız yatırım en iyi geri dönüşü olan yatırımdır. Yani atıyorum 25-26-27 yüksek lisansla birlikte yaşında mezun olacaksınız. 60-65 yaşına kadar çalışacaksınız. Eğer ki iyi bir mühendis olursanız bu süre zarfında size kariyerinizin veya eğitim hayatınızın başında yaptığınız yatırımlar çok daha fazla geri dönüş olacak. Bu bakımdan kendinize yatırım yapmaktan kaçınmayın. Bu kitaplar olabilir alanınızdaki örnek olarak. Türkçe kitapları niye önermiyorum derseniz, Türkçe kitaplar benim rafımda bulunuyor, o alandaki en çok önerilen kitaplar, bazılarını yarısını veya yarısından fazlasını çöpe attım, çok yer kaplıyorlar diye, boşuna yer kaplıyorlar diye, o kadar rezil kitaplardı bazıları. açıkçası ben önermiyorum birkaç tane önerebileceğim, okey diyebileceğim yapı alanında kitap var Türkçe kaynak olarak. ancak bunların da yabancı kaynaklarla kıyasladığım zaman çok iyi veya iyi kaynaklar olarak söyleyebilir miyim meçhul. çok iyi kaynaklar olduğunu söyleyemem Türkçe'de iyi kaynaklar olduğunu sadece en iyi birkaç kaynağı okey diyebilirim. O bakımdan benim tavsiyem Türkçe kaynaklardan ziyade yabancı kaynaklara yönelmeniz durumunuz varsa ekonomik olarak onları elde edebilecek.
Üniversite Üzerinden Ücretsiz Kaynaklara Erişim
Belki bilmiyorsunuz üniversitenizin yayın evleriyle anlaşmaları oluyor. Bu yayın evlerinin yayınladığı kitapların pdf'lerine ücretsiz bu üniversitenizin bağlantısıyla ücretsiz olarak erişebiliyorsunuz. Kütüphanenize gidip bunları sorabilirsiniz kütüphane çalışanların onlar sizi yönlendirecektir. Zaten derslerde vs. bu ilk derslerde veya işte üniversitenin ilk gününde bu bilgilerin size verilmiş olması gerekiyordu. Belki verilmemiş diye verilmemiştir diye ben söylüyorum burada. Ücretsiz olarak pdf'lerine bazı yayın evlerinin ulaşabiliyorsunuz. Çok güzel kitaplar elde edebilirsiniz bu sayede ücretsiz olarak pdf şeklinde ve birçok makaleye veya işte makalelerinin hemen hemen tamamına belki ulaşabilirsiniz bu üyelikler sayesinde. Bu üyeliklerin size hiçbir maliyeti yok. Üniversite karşılıyor bunları. Üniversite toplu olarak anlaşma yapıyor. Benim öğrencilerime bunu sağla. Sana şu kadar para veriyorum tarzı bir anlaşma düşünün. Siz de o üniversite öğrencisiyseniz ücretsiz olarak bu bağlantılardan, bu kaynaklardan yararlanabiliyorsunuz. Hem makale için hem kitapları için bu yayın evlerinin. Unutmayın gidip benle çalışanınızla konuşun. Onun haricinde Springer diye bir yayın evi var. Bu Springer Link olarak geçiyor. Bu yayın evinin bu üyeliği eğer sizin üniversitenizde varsa. adını unuttum My Copy sanırım kitapların adı. My Copy kitaplarını gerçek akademik kitapları 25-30 euro civarına alıyorsunuz. Dersiniz ki diyebilirsiniz ki şimdi 25-30 euro çok pahalı. O kitapların orijinali 120-150 euroları dahi bulabiliyor. Bu bakımdan 25-30 eurolar oldukça uyguna denk geliyor aslında ama Türkiye şartlarında bunlar dahi oldukça pahalı olabilir. Bir şey diyemiyorum. Sadece almak isterseniz oraya bakabilirsiniz ve bazı kitapların My Copy kopyaları bulunuyor. Bu My Copy de tam olarak birebir size kitabı vermiyor. Siyah beyaz basımını yolluyordu yanlış hatırlamıyorsam. O tarz bir şey olmalı ama 25-30 liraya yani 150 liralık kitapları 25-30 lira civarında elde edebiliyorsunuz.
"Okulda Öğrenilenler Kullanılmayacak" Yanılgısı
Son olarak da yine bir argüman var, bir söylenen bir söz var. Bu genelde başarısız öğrencilerin veya başarısız kişilerin söylediği bir argüman. Okulda öğrenilenleri zaten kullanmayacağız iş hayatında. Böyle bir şey yok. Bunu diyen kişi ya üniversitede rezil bir üniversite eğitimi geçirmiştir ya da çalıştığı yerde mühendislik yapmıyordur. İyi bir üniversiteden mezun olup gerçekten mühendislik yaptığı bir işte okulda öğrenilenleri zaten kullanmayacağız diye bir şey yok. Okulda öğrendiklerinizi birebir kullanıyorsunuz, üzerine ekstra bilgiler geliyor. Yani okulda öğrenenler zaten boş diye bir şey yok, okulda öğrenilenleri seve seve öğrenmek zorundasınız. Okulda öğrenmezseniz iş hayatında öğrenmek zorundasınız, gerçekten mühendislik yapacaksanız. Bu bakımdan okulda derslerinize gereken özeni vermeniz gerekiyor. Şu anda aklıma gelen veya not ettiğim başka tavsiye kalmadı.
Kapanış
Bu konuda sormak istediğiniz başka bir şey varsa onları sosyal medya hesaplarım üzerinden sorabilirsiniz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
0Yorum
Yorum Yaz
Yorumlar yükleniyor...