Bir deprem sonrasında haberlerde sıkça “bu bölgenin deprem riskiDeprem RiskiDeprem tehlikesinin, yapı stokunun maruziyeti ve hasar görebilirliğiyle (kırılganlığıyla) birleşmesinden doğan, olası can kaybı ve ekonomik kayıp beklentisi. çok yüksekmiş” cümlesini duyarız. Oysa çoğu zaman kastedilen şey risk değil, tehlikedir. Bu iki kelime günlük dilde neredeyse birbirinin yerine kullanılsa da deprem mühendisliğinde birbirinden kesin çizgilerle ayrılan, farklı sorulara cevap veren iki ayrı kavramdır.

Bu yazı yalnızca bu iki kavramı, aralarındaki ilişkiyi ve bu ayrımın mühendislik kararları açısından neden önemli olduğunu ele alıyor.


Deprem Tehlikesi Nedir?

Deprem tehlikesiDeprem TehlikesiBelirli bir bölgede belirli bir zaman aralığında belirli şiddette bir deprem yaşanma olasılığının bilimsel olarak tanımlanması., belirli bir bölgede belirli bir zaman aralığında meydana gelebilecek yer sarsıntısı, fay yüzey yırtılması veya zemin sıvılaşmasıZemin SıvılaşmasıDoygun gevşek kum zeminlerin deprem sırasında taşıma gücünü kaybederek sıvı gibi davranması. gibi doğal bir olgunun tanımıdır[2]U.S. Geological Survey (USGS). What is a seismic zone, or seismic hazard zone?Kaynağa Git. Bu tanımın kilit noktası şudur: tehlike yalnızca yerin jeolojik ve sismolojik özelliklerine bağlıdır. Bir bölgedeki fayların konumu, geçmiş depremlerin sıklığı ve zemin yapısı ne ise tehlike de odur; bu bölgede kimin yaşadığı, ne tür binalar bulunduğu veya hiç bina bulunup bulunmadığı, tehlikenin büyüklüğünü değiştirmez.

Tehlike genellikle bir olasılık ifadesiyle birlikte anılır: örneğin “önümüzdeki 50 yılda %10 aşılma olasılığıyla belirli bir ivme düzeyi” gibi. Bu olasılıksal değerlendirmelerin sonucu, deprem tehlike haritaları biçiminde ifade edilir ve yapı tasarımında kullanılacak referans yer hareketi düzeylerini belirler[4]Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018). AFAD, Resmi Gazete, 18 Mart 2018.Kaynağa Git. Bu haritaların nasıl üretildiği (deterministik veya olasılıksal yöntemlerle) ayrı ve daha geniş bir konudur; burada bilinmesi gereken, tehlikenin sonunda somut bir sayıya (beklenen ivme, hız veya benzeri bir yer hareketi ölçüsüne) dönüştüğüdür.

Deprem Riski Nedir?

Deprem riski ise tehlikenin, üzerine inşa edilmiş yapılar ve o yapılarda yaşayan insanlarla etkileşiminden doğan olası kayıptır[1]Seismological Society of America. Seismic Hazard vs. Seismic Risk. Seismological Research Letters, 80(5).Kaynağa Git. Başka bir deyişle risk, “ne kadar sarsılabilir” sorusuna değil, “bu sarsıntı gerçekleşirse ne kaybedilir” sorusuna cevap arar.

Afet risk yönetimi literatüründe risk, tek bir değişkenin değil, birkaç bileşenin bir arada değerlendirilmesiyle tanımlanır[3]UNDRR (United Nations Office for Disaster Risk Reduction). Disaster Risk: Terminology.Kaynağa Git:

RiskTehlike×Maruziyet×KırılganlıkKapasite\text{Risk} \approx \frac{\text{Tehlike} \times \text{Maruziyet} \times \text{Kırılganlık}}{\text{Kapasite}}

Burada tehlike, yukarıda tanımlanan doğal olgunun şiddetini; maruziyet, o bölgede bulunan insan sayısını ve yapı stokunun miktarını; kırılganlık, bu yapı stokunun deprem etkisine karşı ne kadar hassas olduğunu; kapasite ise toplumun bu etkiyle baş edebilme (müdahale, kurtarma, iyileştirme) becerisini ifade eder. Üç bileşenden herhangi biri sıfıra yaklaştığında risk de küçülür: örneğin maruziyet yoksa (bölgede hiç yapı ve insan yoksa) tehlike ne kadar yüksek olursa olsun risk oluşmaz.


İki Kavram Neden Birbirinden Ayrılır?

Bu ayrımın pratik önemi, yüksek tehlikenin otomatik olarak yüksek risk anlamına gelmemesinden kaynaklanır[1]Seismological Society of America. Seismic Hazard vs. Seismic Risk. Seismological Research Letters, 80(5).Kaynağa Git. San Andreas Fayı’nın geçtiği ıssız bir çöl parçası, dünyanın en yüksek deprem tehlikesine sahip bölgelerinden biridir; ama üzerinde yapı ve nüfus bulunmadığından maruziyet neredeyse sıfırdır, dolayısıyla riski de düşüktür. Buna karşılık, orta düzeyde bir tehlikeye sahip ama yoğun nüfuslu ve kırılgan yapı stokuna sahip bir şehir merkezi, düşük tehlikeli ama az yapılaşmış bir bölgeden çok daha yüksek risk taşıyabilir.

Aynı mantık, aynı tehlike düzeyine sahip iki farklı yapı için de geçerlidir. Doğru zemin etüdüyle ve doğru taşıyıcı sistemle inşa edilmiş bir bina, tam yanı başındaki denetimsiz veya hatalı detaylandırılmış bir binaya göre çok daha düşük risk taşır; oysa ikisi de aynı depremin, yani aynı tehlikenin etkisi altındadır. Bu örnek, riskin tehlikeden bağımsız bir bileşen olan kırılganlığa da bağlı olduğunu somutlaştırır.

Mühendisliğin Bu Ayrımdaki Rolü

Bu ayrımın mühendislik açısından sonucu nettir: bir bölgenin deprem tehlikesi mühendislik kararlarıyla değiştirilemez, çünkü zemin ve fay yapısı verili bir gerçekliktir. Ancak o bölgedeki riski azaltmak tamamen mühendisliğin elindedir.

Mühendislik Tehlikeyi Değil, Kırılganlığı Hedefler

Deprem mühendisliğinin doğrudan etki edebildiği bileşen kırılganlıktır. Doğru zemin etüdü, doğru taşıyıcı sistem seçimi ve doğru detaylandırma, aynı tehlike ve aynı maruziyet koşullarında bile riski önemli ölçüde azaltır.

Bu nedenle bir bölge için “yüksek tehlikeli” ifadesi tek başına alarm verici bir sonuç değildir; asıl belirleyici olan, o tehlikeye karşı ne kadar dirençli bir yapı stokunun inşa edildiğidir.

Sonuç

Deprem tehlikesi ve deprem riski, günlük dilde birbirinin yerine kullanılsa da farklı şeyleri ifade eder.

  • Deprem tehlikesi: Bir bölgenin doğal, değiştirilemez bir özelliğidir; yalnızca jeolojik ve sismolojik koşullara bağlıdır.
  • Deprem riski: Tehlikenin, maruziyet ve kırılganlıkla etkileşiminden doğan olası kayıptır; mühendislik kararlarıyla azaltılabilir.
  • Pratik sonuç: Yüksek tehlikeli bir bölge düşük risk taşıyabilir, düşük tehlikeli bir bölge ise yüksek risk taşıyabilir; belirleyici olan yapı stokunun kırılganlığıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Deprem tehlikesi ile deprem riski arasındaki fark nedir?

Deprem tehlikesi, bir bölgede meydana gelebilecek doğal yer hareketini ifade eder. Deprem riski ise bu tehlikenin yapılar ve insanlarla etkileşiminden doğabilecek olası kayıptır.

Deprem tehlikesi nasıl belirlenir?

Tehlike, bölgedeki fayların konumu, geçmiş depremlerin sıklığı ve zemin yapısı gibi jeolojik ve sismolojik koşullarla değerlendirilir. Sonuçlar, beklenen yer hareketi düzeylerini gösteren tehlike haritalarında ifade edilebilir.

Yüksek deprem tehlikesi her zaman yüksek risk anlamına gelir mi?

Hayır. Riskin düzeyi, tehlikenin yanı sıra maruziyete ve yapıların kırılganlığına da bağlıdır; yapı ve nüfus bulunmayan bir yerde tehlike yüksek olsa bile risk düşük kalabilir.

Deprem riski hangi bileşenlerle değerlendirilir?

Risk, tehlike, maruziyet, kırılganlık ve toplumun başa çıkma kapasitesinin birlikte değerlendirilmesiyle ele alınır. Bu bileşenlerden biri azaldığında toplam risk de azalabilir.

Mühendislik deprem riskini nasıl azaltabilir?

Mühendislik deprem tehlikesini değiştiremez, ancak yapıların kırılganlığını azaltabilir. Doğru zemin etüdü, taşıyıcı sistem seçimi ve detaylandırma bu amaca hizmet eder.