Bir inşaat mühendisinden en çok duyduğunuz savunma cümlesi nedir? Muhtemelen şudur: “Yönetmelik buna izin veriyor.” Bu cümle, genellikle teknik bir tartışmanın bittiği, mühendislik yorumunun rafa kaldırıldığı ve sorumluluğun bir kitaba devredildiği o karanlık noktadır.
Gelin, bugün mühendislik dünyasının en büyük konfor alanı olan **”Yönetmelik Köleliği”**ni ve bu “papağanlık” türünün bizi nasıl teknik birer operatöre dönüştürdüğünü konuşalım.
1. “Minimum Şart” İllüzyonu
Yönetmelikler, bir yapının sahip olması gereken minimum standartları belirler. Yani yönetmeliğe “uygun” bir bina tasarladığınızda, aslında “sınıfı ucu ucuna geçmiş” bir yapı üretmiş olursunuz.
- Eğer siz, sadece yönetmelik maddelerini sağladığınız için binanın “mutlak güvenli” olduğunu düşünüyorsanız, mühendis değil, bir mevzuat noterisiniz demektir.
- Mühendislik yorumu, yönetmeliğin bittiği yerde başlar. Eğer bir sistemin davranışı fiziksel olarak sizi huzursuz ediyorsa, “Ama madde 4.2’de yasaklamıyor” demek, yaklaşan tehlikeye karşı gözlerini kapatmaktır.
2. Doğa Kanunları Madde Numarası Dinlemez
Doğa, sizin hangi yönetmeliği kullandığınızla ilgilenmez. Deprem dalgası binanıza vurduğunda, “Dur bakayım, mühendis burada yönetmeliğin 7. maddesine göre yorum yapmış” demez. Doğa sadece fizik bilir.
Mühendislik, bu doğa kanunlarını tahmin etme mücadelesidir. Yönetmelikler ise bu tahminde size yardımcı olacak araçlardır; efendiniz değil.
- Örnek: Yönetmeliğin güncellenmesi gecikebilir, bazı maddeleri eski teknik verilere dayanıyor olabilir.
- Bir mühendis olarak güncel literatürü takip edip, “Yönetmelik burada eksik kalmış, ben daha güvenli olan tarafta kalmalıyım” diyemiyorsanız, aldığınız eğitime ihanet ediyorsunuz demektir.
3. “Yoruma Açık” Denilen Tuzak
“Yönetmelik bu konuyu yasaklamamış, o yüzden yoruma kalmış” cümlesi, genellikle en tehlikeli tasarım kararlarının kılıfıdır. Mühendislik yorumu dediğimiz şey, “kafana göre takılmak” değildir.
Mühendislik yorumu; fiziksel prensiplerin, malzeme davranışının ve yapısal mekaniğin bir sentezidir.
Bir tasarım kararı için iki farklı mühendisin yorumu “biri Hanya’da diğeri Konya’da” olamaz. Farklı yollardan gitseler bile, fiziksel gerçeklik tek olduğu için sonuçların birbirine yakınsaması gerekir. Eğer yorumunuz sizi fiziksel tutarsızlığa götürüyorsa, o mühendislik yorumu değil, sadece bir operatör kaçamağıdır.
4. Tasarımcı mı, Operatör mü?
Yönetmelik köleliğinin en büyük yan etkisi, mühendisi bir “paket program operatörü” haline getirmesidir. Programa verileri girer, yönetmeliğin istediği kontrollerde “yeşil” ışığı görür ve tasarımı bitirir.
Ancak gerçek bir mühendis şu soruları sorar:
- Fiziksel Prensip: Seçtiğim bu taşıyıcı sistemin yük aktarım yolu net mi?
- Sınır Durumları: Yönetmelik şartlarını ucu ucuna sağlayan bu kesit, şantiyedeki kötü işçilikle karşılaştığında nasıl bir performans sergiler?
- Kapasite-Talep: Programın hesapladığı o karmaşık denklemler, binanın periyodu ve rijitliği ile fiziksel olarak uyumlu mu?
Sonuç: Kölelikten Kurtuluş Reçetesi
Yönetmeliği bir “kutsal kitap” gibi değil, bir “asgari kontrol listesi” olarak görmeye başladığınızda mühendis olursunuz. Tasarımın direksiyonuna yönetmelik maddelerini değil, mühendislik sezgilerinizi oturtun.
Unutmayın; bir bina yıkıldığında hakim karşısında “Ama yönetmelik izin veriyordu” demek sizi hukuken kurtarabilir (ki çoğu zaman o da kurtarmaz), ama teknik onurunuzu ve o enkazın altındaki canları geri getirmez.
Fiziği sorgulayın, yönetmeliği kontrol edin, ama asla sadece yönetmeliğe köle olmayın.



